“filozoflar dünyayı yalnızca değişik biçimlerde yorumladılar, oysa sorun onu değiştirmektir”[1] bu saptayım, felsefe ile şiir ayrımına bence önemli ölçüde parmak basıyor. dünyayı değiştirme ve yeni bir dünya kurma şiirin işi. değiştirme algılamayla başlıyor. algılama diyalektik ölçüler içinde olmaktadır.. diyalektik, değişimi gerçekleştiriyor.. olumsuzlamanın ikinci aşamasındaki sentez, artık yeni bir dil olarak bir kat daha değişerek gelir. o, dünyayı [...]
Şevket YÜCEL İçin
Şevket YÜCEL’i hastalığından ötürü yatmakta olduğu Adana Balcalı Hastanesinde, 3 Şubat 2001 günü 05.00 civarında yitirdik. Anadolu’yu ve Anadolu insanıyla toprağını, doğasını derin biçimde tanıyan ve kucaklayan bir Anadolu aydını, o ağır başlılığı ve kocaman mı kocaman yüreğiyle geçti gitti dünyamızdan!.. Gerçekten de yerini doldurmak olası değil!.. Çünkü onun gibi, Anadolu’yu ve onun toprağını, insanını; o toprağın canlı ve cansızını çok iyi tanıyan, salt [...]
Şair Dön Şiirine Artık
Başlığa aldığım bu tümce, Yenibinyıl Şiir Bildirisi’nin savsözüdür. Ozan Mehmet Sarsmaz,Osman Serhat ve arkadaşları yenibinyılda yeni bir şiir bildirisi ile çıkıyorlar. Tanzimat Yazını, Servet-i Fünun Yazını, Ulusal Yazın, Birinci Yeni, İkinci Yeni, Yenibütün, Dördüncü Yeni ve Yenibinyıl… Tanzimat, Servet-i Fünun ve Ulusal Yazın gibi adlandırmalar salt şiir için kullanılmadıkları halde Birinci, İkinci Yeni, Yenibütün ve Yenibinyıl adlandırmaları salt şiirimiz için yapılmış adlandırmalar. Bu adlandırmalar ‘kuşak’ anlamında düşünülebilir ya bunların kuşak [...]
Sanat ve Mit
Mitler, insan ruhunun yaratıcı eylemlerle yaptığı sıçramaları, nesiller boyunca canlılığını koruyan, ileriye açık kazanımlar şeklinde yansıtmaktadır. (M.Bilgin Saydam, Deli Dumrul’un Bilinci, s.7) İnsan, dünyayı mitlerle açıkladığı bir zaman dilimi geçirdi. O dönemlerde doğanın güçlerine kendi kol gücü ve giderek us gücü yetmeyince doğa olaylarının açıklamasını mitlerle yapmaya koyuldu. Mitler onun dayandığı gücü gösteriyordu. O güç her toplumda başka adlarla açıklanmıştır. “insanların bilinçleri üzerinde [...]
Sayfalar Arasında
ÖZÜN Dergisinin sayfaları arasında dolaşırken bir başka şiirimi daha gördüm. Haziran 1972 14.sayısı. Demek ki şiir 33 yıl önce yayımlanmış. Uzun bir başlığı var: herhangi bir ahmet’in kocaman sorusuna yine kendisinin yanıtıdır. O yıllarda özellikle geçenlerde yitirdiğimiz rahmetli Attila İlhan’ın böyle uzun başlıklı şiirleri çok revaçtaydı. Kim bilir, belki de onun etkisiyle bulunmuş bir başlıktı? Şimdi anımsayamıyorum. Şiir, bir geneli işaret ediyor. O genel [...]
Sahi, Şiir Yaşamın Nesine / Neresine Vuruyor?
“Ve yazan kişi bitmez tükenmez ile ardı arkası kesilmeyeni “kavramış”, onu söz olarak işitmiş,onunla uzlaşmaya varmış, isteğine boyun eğmiş,onda kendini yitirmiş ve bununla birlikte onu gerektiği gibi sürdürmüş olmak için, onu durdurmuş,bu kesilme içinde onu anlaşılabilir kılmış, onu bu sınıra sıkı sıkıya bağlayarak dile getirmiş, onu ölçerek ona egemen olmuş kişidir aynı zamanda.” Maurice Blanchot (Yazınsal [...]
Popüler Kültür ve Muhafazakarlık
1. Yılmaz erdoğan’ın vizontele tuuba’sı çeşitli tepkiler aldı/alıyor. Beğendiklerini de beğenmediklerini de söyleyenler var. Başka boyutlarda vurgu yapanların söyledikleri çok ilgi çekti. Ahmet tulgar, ‘yılmaz erdoğan bana göre kürtlüğü sayesinde beyazlaşmış bir isimdir’(milliyet,3.2.2004) diyor. Yani yılmaz’ın bu günkü duruma gelmesini sağlayan onun kürtlüğüdür; onun sayesinde ve kürtlük üzerinden sınıf atlamıştır yılmaz. Bir tür şıklık oluyor bu ve yılmaz bunu [...]
Poetik Kültüre Gereksinim Varmı?
yücel kayıran, Adam Sanat’ın aralık 2001 sayısında bu sorunun altını kalınca çiziyor. “kendimize ait olandan vazgeçmemek mantığı türk şiirinin dibinden akan bir izlek olmuştur” (poetik yarılma,s.58) diyor. 19.yy’dan gelen kendimize ait olandan vazgeçmeme izleği, geçen yüzyıl boyunca gerçekten şiirimizin bir ayrılmazı olarak hep diriydi. “bize ait olandan neden vazgeçelim ki? madem ki bize ait, onu korumanın ve kollamanın ne [...]
Ozanlar ve Şiirler Arasında
1. Orhan Tüleylioğlu’nun Her Karşılaşma Bir Veda[1] adını taşıyan son şiir yapıtı epeyi zamandan beri masamın üstünde duruyor. Okunmak için değil yazılmak için. Çünkü Tüleylioğlu’nun Kitapkurdu’nda onu elime tutuşturduğu günlerin hemen ertesinde yapıtı merakla ve tat alarak okumuştum. Anların Tetiği(1994)’nden bu yapıta gelene değin çok şeylerin değiştiğini gördüm. Onun şiiri artık daha oturmuş bir şiir. Ne yaptığını bilen bir [...]
Levhalar için
levhalar onbirinci levha şakırım bir rakı kuşunun aynalı bakışıyla ruhum bir sabotörün ruhudur şiirim ustura çakar onikinci levha şu avutulmuş ahkam batağında bir derine düşmüşlüğüm olur parça parça şaşmışlığım olur/ eksik devrimler ormanında trenler dolusu ellerim olur ki eyvah! dokunurum deliliğin durağan çığlığına onüçüncü levha ey hayatı yive sete yazan külüstür mermi kitaplar [...]