Tv programlarının içinde dikkat çekecek denli ilginç gelen programlar var.
Bunların bir bölümü iyi ile kötünün karşılaşmasından oluşan olayları içeriyor.
Bir bölümü ise mafyöz ilişkileri işlemektedir.
Bu iki alan tv programlarının çoğunu kapsıyor.
Yaşamda iyi ile kötünün birbiriyle ilişkilerini işleyen ve sonuçta bir ders veren bu programlar insanları yönlendirmek ve istenilen düşünce çevresinde toplamak için oluşturuluyorlar. Tabii dayandıkları bir felsefe ve bir ideoloji de vardır.
O felsefeyi benimsetmek ve giderek bir ideoloji haline getirmektir amaç.
Bu programlar, kimi insanların başlarından geçen ve açıklayamadıkları ilişkileri içeren olayları mektuplara dökerek kimi yazarlara bildirmeleri üzerine hazırlanan ya da bu durumları araştıran kişilerce hazırlanmaktadırlar.
Öykü edebiyatında böyle konuları işleyen çok sayıda klasik kuruluşta öykü vardır. Tabii bu öyküler kurmacadırlar ve gerçeklikleri yoktur. Bunlar da işlenerek bir tv programı haline getirilmektedir.
Böyle programların 2004 yılı içinde, özellikile de ramazan ayında çoğalması bir tesadüf müdür? Bilemiyorum…
Ne ki, bu programlarda her zaman mutlaka bir mağdurun bulunması esastır.
Her zaman ve koşulda, o mağdurun yanında yer alınmıştır/alınmaktadır.
İyi ile kötünün ilişkileri, mağdurun iyi olduğu varsayımından hareket edilerek iyinin zaferiyle sonuçlandırılmaktadır.
Sayın Tayyip ERDOĞAN’ın uğradığı mağduriyetin ardından, iktidara getirilerek ödüllendirilmesiyle bir paralellik kuruluyor.
Öte yandan iyi kötü diyalektiği üzerinden, iyinin Tanrı tarafından ödüllendirilmesiyle iyi kötü ilişkisinin dinsel bir tabana oturtma gayreti de açıktır.
Açıklanan bu formun benzer tüm programlarda kullanılıyor.
Tv programlarında açıklanmaya çaalışılan bu ve benzeri ilişkilerin ele alınması ve işlenmesi, hukukun ve insan haklarının tanımladığı 21.yy’da kimsenin hakkı olmamalı; hele onlar üzerinden kimi siyasal,kimi inançsal, kimi ideolojik amaçlar ve yararlar sağlanmaya çalışılması hiçbir biçimde geçerlilik kazanamaz/ kazanmamalıdır.
Mafyöz ilişkilerini işleyen programlar ise, tabancalı bıcaklı ve çokça ölme öldürmenin gerçekleştirildiği programlar.
Sanki kan oluk gibi akıyor bu programlarda.
Maefyöz ilişkiler yasa dışı ilişkilerdir.
Orada mağdurun ya da iyinin falan herhangibir anlamı yoktur. Orada salt güçlü olanın öne çıkarılması ve onun ödüllenmesi söz konusudur. Güçlülük/güçlü olmak ise, salt silaha dayanır. Çok para kazanabilmek için alın teri gerekli değildir; çok çalışmak hiç önemli değildir…
Önemli olan güçtür. O da silahla sağlanır. Kimin silahı güçlüyse o kazanır. Kazanmak için ölmek, öldürmek, kanunsuzluk, uyuşturucu vb. vb… her türlü yol geçerlidir.
Toplumun önemli bir bölümünün severek izlediği bu programlar, tutunmaları ve yaygınlıkları kadar toplumsal bir durumu da açık olarak ortaya koyuyor: mafya ilişkileri beğenilerek izleniyor ve tabii tasvip ediliyor.
Çünkü üretim yetersizdir; tüketim dengeli değildir.
Adalet gerçekleşemiyor. O zaman i gücü olan kazanıyor. Gücü olan yasalmış gibi onanıyor.
Bu uygun bulma ve onama durumu yaygınlık kazandıkça, toplum daha çok adaletsiz bir toplum haline geliyor.
Bu ilişki biçemidir, mafya ilişkilerini işleyen programlardaki konular.
O ilişkileri işlemenin hangi yararından söz edeceksiniz?
İyi ile kötünün ilişkilerini gündeme getiren programlar yaparak, iyinin yanında olunduğunu bir an için kabul edelim;
haksızlığı ve yasa tanımazlığı; ölmeyi ve öldürmeyi, tabancayı bıçağı öne çıkaran mafyöz ilişkelerini işleyen programlar neyin nesi?
Hani iyinin yanında olunuyordu?
Ölmek ve öldürmeyi geçerli sayan bu ilişkilerle mi iyinin yanında olunacak?
Girmeğe çalıştığımız AB önce bir hukuk düzeni ve bir hukuk egemenliğidir.
21.yy’da böyle boş ve hoş olmayan görselliklere zaman harcamayın.
SORGUN POSTASI GAZETESİ İLE İLGİLİ ÖNERİLER
Gazetenin mizampajı (sayfa biçimlendirilmesi) ve düzeni ile ilgili öneriler aşağıya çıkarılmıştır:
1. Yazarların adları ve fotoğrafları birinci sayfada mutlaka verilecekse, bunun örneğin Radikal gazetesinin yaptığı gibi, birinci sayfada,sol kenarda yukarıdan aşağıya doğru bir ince sütun halinde fotoğraf ve altında yazarın ve adı soyadı; yazının başlığı yazılarak ve gazetenin ancak yarısını kaplayabilecek büyüklükteki puntolarla verilmesi daha iyi olur sanıyorum.
Yoksa,gazetenin ilk sayfasının yarısı bu amaçla kullanılmış ve heder edilmiş oluyor.
2. Yazıların çok sıkıştırılmaması; sığmıyorsa bir sonraki sayıya aktarılması; o da olamıyors küçük puntolarla verilmesi uygun olur.
3. Yazıları, aynı sayfada vermekten vazgeçilerek, gazetenin tüm sayfalarına yaymak yerinde olacaktır. Çünkü, gazetenin işlevi habeer vermektir ve haberler yazarların yazılarından geriye kalan yerlere serpilebilmektedir. Oysa haberler esastır, yazılar ise sonra gelmiş olmalıdır.
Önerilen biçim uygulanabilirse gazetenin tüm sayfaları eşit derecede kullanılabilecektir ve daha işe yarar olacaktır.
4. Gazetenin birinci sayfasında bir karikatür konulması iyi olur. Büyüklük küçüklük çok önemli değil.
5. Gazetenin adı ve başvuru adres ve telefonlarını içeren iç sayfalaradan birinin altındaki kutu kaldırılmalı, içerdiği bilgiler son sayfanın üst bölümüne 3-4 cm. genişliğindeki yatay bir şerit içine alınmalı ve mümkünse renkli yazılmalıdır. Çok iyi olur.
6. Her türlü resmin renkli olması mümkün müdür bilmiyorum? Mümkünse hiç beklenmemelidir.
7. Gazeteye gönderilen her türlü yazının yayımlanması gerekmez. O nedenle bu yazıların gözden geçirilmesi ve öyle yayımlanmasında yarar olduğu önemli bir gerçektir. Takdir sizindir. Bu konuda hukukçuların ve bu işten anlayanların yardımı alınabilir.
Başarı dileklerimi yolluyorum.