Tv’ler bayram neşesini galiba sürekli hale getirmiş bulunuyorlar. Baksanıza hangi kanalı açsanız ya bir türkü programı var ya da bir eğlence programı. Halk ekranda türküler şarkılar söyleyerek hem eğleniyor hem de oynuyor.
İstanbul’da Mahmutpaşa’da yokuşu tırmanırken, yanımızda yöremizde seyyar satıcıların uçları pullu rengarenk mendiller sattıkılarını gördüm. Eskiden çeketin sol üst cebine mendil konurdu. Parlak pullu olan bu mendiller cebe de konamaz. Zaten kimse artık çeket cebine mendil koymuyor. Merak ederek sordum, eğlenceler sırasında insanlar bu mendilleri sallıyorlarmış. Bir eğlence aracı yani… Sahnede türkü-şarkı söyleyenlere armağan edenler de varmış…Anlaşılan bu durum o denli yaygın ki bir sektör doğmuş adeta!…
Çok şaşırtıcı!…
Tv izlerken dikkat ettim hemen tüm hanımların elinde bu pullu mendilerden var.
Çok ilginç!…
TV’lerdeki bu eğlence çılgınlığı Televole denilen programlarla en üst boyutlara çıkarılmıştır. Sözünü ettiğim programlar da bir tür televole. Bir grup kız ile bir grup erkeğin bir eve belli bir süre kapatılarak içlerinden gelinler ve damatlar çıkarmayı ve onlara büyük büyük hediyeler vermeyi amaçlayan çeşit çeşit evlendirme programları 2004’ün en yaygın ve en çok izlenen programları oldular sanıyorum.
Evlenmeke üzere seçilen gençlerin erkek ya da kız olmalarına hiç bakılmaksızın bu programlarda birbirlerine pazarlandıklarını ve bu işlemler sırasında insanlığın çokça rencide edildiğini görmemek olanaksız.
Öte yandan insanlarımızın özellikle bayanların bu programlara karşı olan tanımılanamayacak denli yüksek boyutta ilgisini de görmemek mümkün değil. İnsanlar bu programlarda kendilerini kaybediyor ve bol bol dedikodu yapma olanağı buluyorlar. Böylece galiba boşalıyor ve hafifliyorlar. Ne ki bu dedikoduların da tutsağı olup çıkıyorlar.
Bu örnek programların yaygınlığı ve insanlarımızın çok izlenmesi, yenilerinin kotarılması gibi bir kısır döngünün, türkiye insanının önemli bir sorunu olarak ortaya açıkıyor.
Tv, görsel bir araç. Orada tüm yaşam ve dünya görselllik olarak karşınıza geliyor. Ne ki karşınızda durmuyor, geçip gidiyor ve yeni görüntüler geliyor önünüze. Bu görüntülerin hep aynı doğrultuda ve içerikte olması izleyiciyi o içerik doğrultusunda koşullandırıyor. Yani izleyici, programı yapanların istekleri doğrultusunda oluşuyor, kuruluyor ve yaratılıyor. Öyle yaratılıyor ki karşısına gelen görüntülerin içeriğinde dedikodunun ötesinde, kendine mal edeceği hiçbir değer ve hiçbir bilgi ve görgü bulunmuyor. İçi boş olan ve zamanın boşa harcandığı; izleyicileri dedikodu yapmaya zorlayan ve dedikodu yapmayı bir alışkanlık haline getiren bu programlar, insanları en zayıf yerlerinden yakalayarak kolayca tutsak ediyor.
Artık o kitlelere istediğinizi yaptırabileceğinizi biliniz.
Bizim gibi henüz sözlü kültürden yazılı kültüre geçme aşamasında olan toplumlarda kolayca karşılaşılan bu durumdan ne yazık ki kolay kolay kurtulunamıyor. Çünkü sözlü kültür henüz yaşanmaktadır. Görsellikle sunulan da o kültürün bir parçasından başka bir şey değildir. Ve tabii bu durum sözlü kültürün devam etmesine yardım ediyor.
Sözlü kültür insanların kulaklarına ve gözlerine seslenen bir kültürdür. Bilinçleriyle hiçbir ilişkisi yoktur. Öyle olunca bir tür kolaylığı ve tembelliği de birliğinde getiriyor. Çünkü kültürün, yaşanırken insanı taşıdığı önemli değerlerle birlikte değiştirip dönüştürmesi gerekiyor. Bu dönüşüm, o kültürün bilinçte yer etmesi ve eklediği ve götürdüğü değerlerin tartışılarak bir sonuca bağlanmasını gerektiriyor. Bu bir bilgi işidir ve bilginin, bilinçte yer etmiş olmasını gerektirir. Böyle bir bilgi birikimi kültürü sorgulamayı ve değerlendirimeyi gerekli kılar. Sözlü kültürün öyle bir yanı yoktur ki. Yazılı kültür hem bu bilgi birikimini hem de o bilginin sorgulanmasını getirmektedir. Düşünme onun üstünde olur. Öylece de düşünce ortaya çıkar.
Sözünü ettiğimiz bu tv programları insanın gelişmesine, değişmesine; değişen ve ilerleyen dünyaya kolayca ayak uydurmasına hiçbir katkıda bulunamaz. Onunla da kalmayarak gide gide çok gerilerde kalmayı hoş göstermekten başka hiçbir işe yaramayacaktır.
İnsanımızın sözü ediilen böyle programları izlememesi ; bununla da kalmayarak onlara tepki göstermesi Tv kanallarının kendilerine çeki düzen vermelerini sağlayacaktır.
Bu önemlidir.
Çünkü 21.yy’da görsellik herşeydir.
Biz öyle olmadığını söylesek bile o gerçek değişmeyecektir.
Direnmenin ve diretmenin o nedenle önemi vardır.
21.yy’ın insanı, 20.yy insanından çok daha bilgili ve becerili olmak zorunda…
Yaşaması için bu bir zorunluluktur.
O nedenledir ki boş ne ki hoş görünen görselliklere yüz vermemelidir.