heves’in vı. sayısında şiirin yenibaştan düşünülmesi ve yenibaştan kurulması bağlamındaki yazılardan biri de utku özmakas’a ait şiirsel algı başlığını taşıyor.
yazıda ele alınması gereken kimi noktalar üzerinde durmak istiyorum:
- “şiirsel dilin genel düzeyde gündelik dili kıran bir dil olmasının yanı sıra dilin olumsallığı bağlamında richard rorty’den pas alarak söylersek daha kullanışlı metaforlar yaratma işidir.”
şiir dilinin, “kullanışlılık” ölçütüne vurulmasının önerildiği bu düşünce, rorty’e ait değildir. Dilin, rorty’nin “olumsallık” kavramının karşıtı/karşıtlıkları bağlamında kullanılmasından söz ediliyor. Alıntıdaki “ rorty’den pas alarak söylersek” yan tümcesi sözün özmakas’a ait olduğunu gösteriyor..
şiir, kullanmalık bir metin olmadı ve olmamalı…
şiire böyle bir işlev yüklemeğe kalkılacak olursa, şiirin her kullanma yerine ve zamanına göre bir ömrü ve işlevi olur ve orada biter.
Şiir her okunduğunda yeni ufuklara ve dünyalara kapı açabilir mi böyle bir işlevle görevlendiğinde.
“kullanışlı metafor” ne demektir?
“metafor” terimi, türkçede eğretileme terimi ile karşılanıyor. osmanlıca istiare deniyor. istiare, ödünç alma demektir.
metafor yunanca meta: öte, phoros: aktarma olmak üzere öte, öteye aktarma gibi bir anlama geliyor.
y a ğ m u r l u b a h ç e m, boynu güzelim anla beni
(orhan alkaya)
dizesinde “yağmurlu bahçem” grubu bir metafordur.
yağmurlu bahçe’ye benzeyen, açık olarak verilmemiştir. Ancak, onun kim olduğu hemen anlaşılıyor. sevgilisi için kullanıyor bu tek öğeli benzetmeyi, metaforu.
şimdi, bu metaforu kullanışlılık ölçütüne vurmaya kalkışırsak, neyin kullanışlılığı, ne için kullanışlılık olacaktır bu, bana söyleyebilir misiniz?
yani yağmur ve bahçe sözcüklerine giydirilmiş olan bu elbise, bu sözcüklerin birlikteliğine çok mu yakışıyor demektir bu?
eğer öyle ise, bu iki sözcüğün en verimli kullanıldıkları yer midir bu yer?
sözcükler için böyle tanımlamalar ve kategorileştirmeler yapılabilir mi sanıyorsunuz?
daha uzatmayalım…
şiir dili için böyle bir tanımlama yapılamaz!…
- özmakas, kullanışlılık kavramının, “farklı algılamak ya da algıladığını daha farklı yazmak” gibi bir ölçütü olduğunu söylüyor.
oysa farklı algılamak, kullanışlılıkla ilişkili değildir.
farklı algılayan kişi, örneğin şair, algıladığı hammaddede, herkesin bulduğundan ve gördüğünden başka bir şeyler bulur ve görür.
Onlar, yeni bir dünyayı oluştururlar. şairin kendi algısındaki dünyadır, şairin dünyası.
farklı algılamak, önce farklı yaratılmayı gerektirir.
rimbauld, bu farklı yaratılmaya ermişlik diyordu. Kavramın, dinsel anlamda kullanılan ermişlikle ilişkisi yoktur. öyle bir ilişki kurulması doğru da değildir.
laleliden dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
bütün kara parçalarında
afrika dahil
(üvercinka/ cemal süreya)
dizelerinde c.süreya, sevgiyi ve onun yaşama ve insana yansımasını ne kadar somut bir biçimde ve yine ne kadar farklı olarak algılıyor…
insan yüreğini etkileyen bir şeyin ( gülme, hareket etme, dokunma, öpüşme, koklaşma vb.vb…) insanın tüm varlığında sevme-sevişme arzusunu ayaklandırdığını ve insanı saran ve kavrayan bu ortamın, tüm kara parçalarını hatta afrika’yı bile bu sevme sevişme arzusuyla kasıp kavurmaya başladığını algılıyor.
şimdi dünya, bu sevme sevişme arzusu içinde yanıp tutuşurken, insanın başka bir şeyi düşünmesi ve onunla ilgilenmesi olası görünmüyor.
c.süreya’nın bu dizeler içinde ortaya getirdiği dünyanın algılanması, tüm öteki sevme sevişme arzu ve isteğini anlatan şiir ya da metinlerdeki algılamadan, çok ayrı ve salt bu şaire özgü bir yeni dünyayı getirmektedir.
buradaki algılamanın yeni ve değişik oluşu, şairin bu farklı durumun daha kullanışlı bulmasından değil, kendine özgü bir algılama biçimi olmasından ötürüdür.
hemen bunun arkasından, bu algılamaya uygun bir dil ile bu hammaddenin ortaya konulması gerekiyor..
o dil de yeni ve değişik olmak durumundadır.
bu, yeni algı ve onunla somutlaşan yeni dünya ve onun ortaya konulmasında kullanılan dilin, herkes için kullanışlı olduğunu söylemek mümkün müdür?
ya da bu hammaddenin ortaya konulmasında, en kullanışlı algılamanın ve en kullanışlı dilin c.süreya’nın dili olduğu gibi bir yargıya varılabilir mi?
şiirde ne algılama biçimi ne de dil, kullanışlılık ölçütü ile değerlendirilmemelidir.