“İmgeyi yok etmek”, “anlam aramamak” , “şiir dizgesini bozmak”… gibi çarpıcı ve şaşırtıcı kavramlarla şiiri tartışırken Deleuze’ü belki de yeniden keşfederek bu şaşırtıcılığı açıklayabilme noktasına gelebiliyoruz. Deleuze, yaşamın kendini imgeler aracılığı ile ortaya koyduğumuzu; onu bu imgelerle tanımlamaya ve anlamaya çalıştığımızı yazıyor. İmgenin bu işlev için kurulması ve öyle kavranması karşısında, imgeyi yeni baştan düzenlemek ya da onu yok farz ederek işlevini bir başka yapılanmaya yüklemek, bugün şiir üzerinde yapılmakta olan tartışmalar [...]
Cemal SÜREYA İçin
I. (……………..) Şimdi, Cemal Süreya’ya bakalım. Yıl 1959. C.Süreya Mülkiye’de öğrenci. Üvercinka yayımlanmış. Sanat çevreleri allakpullak oldular. Birkaç dize alalım Üvercinka’dan: laleliden dünyaya giden bir tranvaydayız birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor bütün kara parçalarında afrika dahil* C.Süreya bu dizelerde lirizmin çok ilginç bir örneğini sunuyor. Laleli’den bir tramvaya [...]
Felsefe ve Şiir
Felsefenin şiire tahakküm ettiğini söylüyor hilmi yavuz.[1] bu savını da oryantalizm bağlantılı olarak “avrupa’ya ait bir felsefe geleneğinin bize ait şiir geleneği üzerinde hegemonya kurması, olsa olsa, modernleşmenin, bu ülkede bir tür oryantalizm olarak hayata geçirildiğini kanıtlayan yeni bir örnek sayılabilir, başka bir şey değil! “ biçiminde açıklıyor söz konusu yazısında. felsefenin şiir üzerindeki bu egemenliğinin “felsefenin, akılsal ve [...]
Duygusal Yanımız
Yaşarken, duygusal yanımızın en az akılsal yanımız kadar özene ihtiyacı var. İnsanoğlunun duygusal yanı insanlığı ile doğrudan ilişkili. Duygunun bir derinliği var ve o derinlik içinde anlam kazanıyor. Duygu derinliğinin insanın biyolojik nitelikleriyle iç içe olduğunu biliyoruz. Duygu derinliği olarak tanımladığımız durumun yüreğimizin sevgiyle, acımayla, nefretle, kızgınlıkla….dolup taşması gibi bir dışa vuruş biçimi oluyor. Yufka yürekliliğimiz bu dışa vurma biçimlerinden biridir. Örneğin bu davranışımızla bizim dışımızdakileri sanki kendimizin bir [...]
Değişim… Dönüşüm… Derken
AB ile görüşmelerin 3 Ekim 2005 günü başlamasına karar verildi ve O. Rehn’in hemen Ankara’yı ziyareti ile birlikte görüşmeler başlamış bulunuyor. Osmanlı Beyliği Batıya ulaşmayı, kendi önüne bir ana amaç olarak koymuştu. Bu yolculuk Tarih kitaplarında “Rumeli’ye Geçiş” başlığı altında anlatılır. Bu yolculuğun dayandığı ana düşünce, Batı’nın olanaklarını ele almaktır. Osmanlı Beyliği ilerde Anadolu’nun egemeni olurken yanı başındaki Avrupa’yı görmezlikten gelememiştir. 1353’te Rumeli’ye geçen Türkler ta Viyana’ya kadar gittiler. İslâmiyet’i [...]