Aydınlarla ilgili düşünmeyi sürdürüyorum:
Aydınların, Devlet denilen kurumla olan ilişkilerine dokunurken devlet kurumunu kavrayışımıza da bakmak gerekiyor.
Devleti, bir ilişki/ ilişkiler yumağı olarak alan görüşler bu konuda en dinamik olanlarıdır. Bireyin devletle olan ilişkisi ve ilişki biçimleri ile toplumların devletle olan ilişki ve ilişki biçimleri akla geliyor önce.
Bireyin devletle ilişkisinde onun öne çıkarılması, hak ve hukukunun öne çıkarılması demektir. Devlet, bu noktada bireyin hak ve hukukunun gerçekleşmesini sağlayacak kimi düzenlemeleri içerecek yapıda kurulmuş olmalıdır. Bu onun, bireye karşı olan zafiyetini göstermez ya da öyle anlaşılamaz. Bireyin kendi yeteneklerinin ortaya çıkarılması, bunların geliştirmesi; onları kendine, toplumuna ve insanlığın yararına kullanmasına olanak vermektir esas olan.
Bireylerin kendi olanaklarının sonuna değin kullanabilmeleri demokrasinin bireysel düzlemde her olanağından yararlanılması demek olacaktır.
Devlet, böyle bir yapılanmada bireye olanaklar sağlayan bir kuruluş olarak karşımıza çıkıyor.
Bu ilişkide aydınların, bireyin haklarını savunma bağlamında kimi girişimlerde bulunmaları gerekmiyor. Çünkü devlet, hakları içeren ya da hakları bireylere tanıyan bir kurum değildir, o bir ilişki biçimidir.
Toplum ile devlet arasındaki ilişkiyi düşündüğümüzde de devletin toplumla toplumsalla sağlıklı ilişkiler kurma zorunluluğu olduğunu görüyoruz. Çünkü devlet bir ilişki biçimidir. Toplumun ve toplumsalın hak ve hukukunun ve tabii refahının devletin sırtında olmasından söz etmek gerekmiyor artık. Çünkü devlet, toplumun toplumsalın ayakta durmasına yarayan bir kurumdur.
Bu yaklaşım biçimi toplum mu devlet mi? Sorunsalının temelden ortadan kalkmasına da yardım ediyor. Çünkü toplumla bir ilişki biçimi olarak vardır devlet.
Bu kavrayış biçimi de demokrasinin topluma/ toplumsala dönük olarak kullanılması anlamına geliyor.
Çok ana çizgileri içinde ele alınan bu düşüncenin gerçeklik kazanması, otoriter anlayışlar yerine demokratik anlayışların yaşamın tümüne egemen olduğu durumlarda geçerlilik kazanabiliyor.
Demokrasinin hem sınırlarının genişletilmesi hem de bireysel ve toplumsal alanda derinlik kazanması ile devletin bir ilişki biçimi olması bir olasılık haline gelebilecektir.
İnsan için bir dünya ancak demokrasi ile olanaklı hale gelebilir.
Aydınların böyle bir demokratik yapılanmada salt işleyişe yardımları olabiliyor.