Muhsin Şener Rotating Header Image

Aydınlar Bağlamında

Aydınlarla ilgili  düşünmeyi sürdürüyorum:

 

Aydınların,  Devlet denilen kurumla olan ilişkilerine  dokunurken  devlet kurumunu  kavrayışımıza da bakmak gerekiyor.

Devleti, bir ilişki/ ilişkiler  yumağı olarak alan görüşler bu konuda en dinamik olanlarıdır. Bireyin devletle olan ilişkisi ve ilişki biçimleri ile toplumların devletle olan ilişki ve ilişki biçimleri akla geliyor önce.

 

Bireyin devletle  ilişkisinde  onun öne çıkarılması,  hak ve hukukunun öne çıkarılması demektir. Devlet, bu noktada  bireyin hak ve hukukunun  gerçekleşmesini sağlayacak  kimi düzenlemeleri içerecek yapıda kurulmuş olmalıdır. Bu onun, bireye karşı olan zafiyetini göstermez ya da öyle anlaşılamaz. Bireyin  kendi yeteneklerinin ortaya çıkarılması, bunların geliştirmesi; onları kendine, toplumuna ve insanlığın yararına kullanmasına  olanak vermektir esas olan.

Bireylerin kendi olanaklarının  sonuna değin kullanabilmeleri demokrasinin bireysel düzlemde  her olanağından yararlanılması  demek olacaktır.

 

Devlet, böyle bir  yapılanmada  bireye  olanaklar sağlayan bir kuruluş olarak karşımıza çıkıyor.

 

Bu ilişkide   aydınların,  bireyin haklarını savunma bağlamında  kimi girişimlerde bulunmaları gerekmiyor. Çünkü devlet, hakları  içeren  ya da hakları bireylere tanıyan bir kurum değildir, o bir ilişki biçimidir.

 

Toplum ile devlet arasındaki ilişkiyi düşündüğümüzde  de devletin  toplumla toplumsalla  sağlıklı ilişkiler kurma zorunluluğu olduğunu görüyoruz.  Çünkü devlet bir ilişki biçimidir. Toplumun ve toplumsalın  hak ve hukukunun  ve tabii refahının  devletin sırtında olmasından söz etmek gerekmiyor  artık. Çünkü devlet, toplumun toplumsalın ayakta durmasına  yarayan bir kurumdur.

 

Bu yaklaşım biçimi toplum  mu devlet mi? Sorunsalının  temelden  ortadan kalkmasına da yardım ediyor. Çünkü toplumla bir ilişki biçimi olarak vardır devlet.

Bu kavrayış biçimi de demokrasinin topluma/ toplumsala dönük olarak kullanılması anlamına geliyor.

 

Çok ana çizgileri içinde  ele alınan  bu düşüncenin  gerçeklik kazanması,  otoriter anlayışlar yerine demokratik anlayışların yaşamın tümüne egemen olduğu durumlarda geçerlilik kazanabiliyor.

 

Demokrasinin  hem sınırlarının genişletilmesi hem de   bireysel ve toplumsal alanda  derinlik kazanması  ile devletin  bir ilişki biçimi olması bir olasılık haline gelebilecektir.

 

İnsan için bir dünya ancak demokrasi ile olanaklı hale gelebilir.

Aydınların böyle bir demokratik yapılanmada salt işleyişe yardımları olabiliyor.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>