mekan, bulunulan yer,yurt, ev; uzay, feza sözcükleriyle karşılanıyor sözlükte. bu kavramaların ortak paydası, yaşamın en azından bir bölümünün oluştuğu, geliştiği bir yer olmasıdır.
mekan bir uzamı da içeriyor.
bu durumuyla hem bir alan hem de bir hacimdir o.
her mekanın dayattığı veri/ veriler ayrı oluyor.
bireysel mekanların nitelikleri bireyselle sınırlanmıştır.
toplumsal mekanlar, daha derin ve yoğun mekanlardır.
doğal mekanlarla yapay, kurmaca mekanların, hem verilerinin niteliği hem de o verilerin kullanılma olanaklarının boyutları çok farklı oluyor.
burada soyut ve somut mekanlardan da söz etmek gerekiyor galiba. bu tanımlamanın kurmaca ile yapaylıkla da ilişkisi vardır.
‘ eğlence mekanı’ formundaki tanımlamaların daha bileşik ve karmaşık yapıları ve kullanımları oluyor.
değişim ve dönüşüm karşısında mekanın dayanma gücü çok azdır. hemen o değişime ayak uydurur. ya altüst olur ya da değişime uygun olarak dönüşür ve yeni duruma uyar. mimarinin ana öğesi mekan olduğu için, bu değişim ve dönüşümü mimaride daha somut olarak görme olanağımız vardır.
insanlar mekan içinde yaşıyorlar. mekanlar yaşamsal donatılarla ve komşuluk ilişkilerinin geliştirici ve yönlendiriciliği ile yaşama, yeni ve değişik bir renk verirler; derinlik kazandırırlar.
değişim ve dönüşümle yenilenen mekanın yaşama vereceği renk ve derinlik de değişir.
bir mekanın kullanımı, bir algılama biçimini dayatır. algı, mekanın yansımasıdır. tarihselliği, derinliğini belirler.
yaşam, yenilenmiş mekanlar içinde şiirle birlikte oluşuyor. doğal mekanların yaşama yansımasında doğallıklarının damgası vardır. yapay, kurmaca, soyut mekanların yansıması ise daha geniş olanaklar sunar şiire. işlevsel mekanlar eylem üzerinden yansıdıklarından şiirleri de eylemlerle ilişkilidir.
f.jameson, rimbaud şiirinin “nesnel olanaklılık koşullarını” irdelerken[1] mekanın öznel de nesnel de olabileceğine işaret eder. nesnel mekanın açılımını yaparken, mevcut dünya düzeni ile değişen dünya düzeninden söz eder.
değişen dünya düzeni:
pazar aşaması,
tekelci sermaye aşaması,
geç kapitalizm aşaması evrelerinden oluşmaktadır.
maddeci görüş, tarihi maddeci görüş ve mekanik maddeci görüş de nesnel mekan kapsamında düşünülmektedir.
oldukça geniş bir alanı kapsayan nesnel mekan, bu uzam içinde şiire sonsuz olanaklar sunuyor. şiirin belirlenmesinde bu uzamın her noktası önemli ölçülerde katkılar yapabiliyor.
nesnel mekanın böyle geniş bir alan içinde tanımlanması, her türlü değişim ve dönüşümün bu anlam alanı içinde yer bulacağını gösteriyor.
demek oluyor ki görünen ve algılanan dünyanın coğrafyasında, bireyselinde ve toplumsalında ve bunların ilişkilerindeki değişim ve dönüşümler, yeniden yapılanmaların özünü belirleyen nesnel mekanlardır. bu mekanları doğru kavramak ve şiire de o doğruluk içinde yansıtmak gerekiyor. her türlü ilişkiyi oluşturan ve tanımlayan coğrafyanın, nesnel mekan olduğu anlaşılıyor.
öte yandan öznel mekan için beden ve dil tanımlanmaktadır.
dili ve bedeni nesnel mekan belirliyor. beden, kişinin nesneli; onu eliyle tutuyor; duyumsuyor. somuttur beden. kullanımı da kişinin kendisiyle ilişkilidir. bedenin nesnel mekanda aldığı biçimler, özne olarak etkinliği, nesnel mekanca belirlenmiştir.
nesnel mekan, şiirin dilinin ortaya çıkmasında önemli bir belirleyendir.
öyleyse öznel mekan belirleyici değil nesnel mekanın bir tür yansımasıdır. şiirin nesnesi de öznesi de nesnel mekanın içinde saklıdır.
o nedenledir ki şiirin hammaddesinin alımlanması aşamasını doğru kavramak ve ve alımlamak gerekiyor.
şiirin dayandığı mekanın şiirden çok önce anlaşılması ve kavranması gerekiyor. şiirin, böyle bir biçimi seçmesinin nedenlerini doğru olarak söylemenin yolu mekandan geçiyor çünkü.
poe’nun “iç mekan döşeme felsefesi”nin merkezinde uyum kavramı vardır.
poe’ya göre uyum, “bir eseri meydana getiren parçalar arasındaki uzlaşma ya da ahenk”tir.[2] poe’nun uyum kavramına verdiği ikinci anlam, nitelik,etki konularıyla ilişkilidir. mimari mekanın karakteri, düzenli olarak orada oturan kişinin/kişilerin karakteriyle uyum içindedir.[3]iç mekan, hayat tarzına uygun olur.[4] poe’nun usherlar’ın çöküşü adlı öyküsündeki usher malikanesinin dış yüzü, iç mekanı, fiziksel, ruhsal yapısı tam bir uyum içindedir, tümü kasvet duygusunu dışa vurur.[5]
adı geçen malikanedeki gotik dekor, iltifatları incelikli bir sahtecilikle işlemeye uygun bulunmuştur.[6] “öykünün yarattığı dehşet hissi ve etkinin eleştirmenlerin inandığı gibi atmosferin, tesadüfi bir sonucu olmadığı ve bu etkinin daha derin kökleri olduğu” noktasında toplanıyor. öykünün yarattığı dehşet hissi, genellikle öykünün içinde geçtiği ortama ve arka plana atfedilmiştir. arka plandaki dış çizgiler, boyut ve manzaranın detayları ile okuyucuda uzaklık hissi uyandırır.”
“usherlar’ın evi, bulutlarla kaplı göklerin altındadır ama evin en semavi yeri olan çatısından göle uzanan zikzak biçimindeki çatlak ile yeraltıyla önemli bir ilişki içindedir”[7].
“evi çevreleyen ağaçlar, evi doğaya bağlar; ama ağaçların hepsi mekanın doğadışı kötülüğü ile tahrip olmuş, ölmüştür. yaşayan tek bir bitki (şüphesiz gölden beslenen) yoğun bir kokusu olan ayak otları ve (evin semaya en yakın yeri olan) çatıda büyüyen mantar tabakasıdır. evin çatlaklarından ve ince ince dokunmuş bir ağ gibi sarkan mikroskobik mantarların usher’ın kişiliğine tekabül eden karşıtı, usher’ın marazi bir canlılığa sahip olan saçlarıdır.”[8]
öykü için olsa da, yazınsalın oluşmasında mekanın ne denli önemli bir yeri bulunduğunu gösteriyor bu örnekler.
mekan, poe’nun öykülerinde nasıl ölçülü biçili olarak mimari bir düzenlemeyle oluşturuluyor ve o mekan içinde yaşamakta olan öykü kişilerinin nitelikleri ile bu mekanlar arasındaki uyuma verilen önem yapıtın etkisini, etkinliğini artırıyorsa, mekan şiir içzin de aynı işlevi görüyor.
mekan,yazınsallığın bir ayrılmasıdır.
[1] f.jameson, rimbaud ve mekansal metin, defter dergisi, 1999/36. sayı,s.105 -126
[2] david leatherbarrow, mimari mekanın poetikası, kitap-lık dergisi, nisan 2004 sayısı, s.71
[3] agy.s.72
[4] agy.s.73
[5] agy. s. 74
[6] darrel abel, usherlar’ın evi, kitap-lık nisan 204 sa., s.81
[7] agy. s.84
[8] agy.s.85