Muhsin Şener Rotating Header Image

Mekan Bağlamında

mekan, bulunulan yer,yurt, ev; uzay, feza  sözcükleriyle karşılanıyor sözlükte. bu kavramaların ortak paydası, yaşamın en azından bir bölümünün oluştuğu, geliştiği bir yer olmasıdır.

mekan bir uzamı da içeriyor.

bu durumuyla hem bir alan hem de bir hacimdir o.

 

her mekanın dayattığı veri/ veriler ayrı oluyor.

bireysel mekanların nitelikleri bireyselle sınırlanmıştır.

toplumsal mekanlar, daha  derin ve yoğun mekanlardır.

doğal mekanlarla yapay, kurmaca  mekanların, hem verilerinin niteliği hem de o verilerin kullanılma olanaklarının boyutları çok farklı oluyor.

burada soyut ve somut mekanlardan da söz etmek gerekiyor galiba. bu tanımlamanın kurmaca ile yapaylıkla da ilişkisi vardır.

‘ eğlence mekanı’ formundaki  tanımlamaların  daha bileşik ve karmaşık yapıları ve kullanımları oluyor.

 

değişim ve dönüşüm karşısında mekanın dayanma gücü çok azdır. hemen o değişime ayak uydurur. ya altüst olur ya da değişime uygun olarak dönüşür ve  yeni duruma uyar. mimarinin ana öğesi mekan olduğu için,  bu değişim ve dönüşümü  mimaride daha somut olarak görme olanağımız vardır.

 

insanlar mekan içinde yaşıyorlar. mekanlar yaşamsal donatılarla ve komşuluk ilişkilerinin geliştirici ve yönlendiriciliği ile  yaşama, yeni ve değişik bir renk verirler;   derinlik  kazandırırlar.

değişim ve dönüşümle yenilenen mekanın yaşama vereceği renk ve derinlik  de değişir.

 

 

bir mekanın kullanımı,   bir algılama biçimini  dayatır. algı, mekanın yansımasıdır.  tarihselliği, derinliğini belirler.

yaşam, yenilenmiş mekanlar içinde şiirle birlikte oluşuyor.  doğal mekanların  yaşama yansımasında  doğallıklarının damgası vardır. yapay, kurmaca, soyut mekanların  yansıması ise daha geniş olanaklar sunar şiire. işlevsel mekanlar  eylem üzerinden yansıdıklarından şiirleri de eylemlerle ilişkilidir.

 

f.jameson,  rimbaud şiirinin “nesnel  olanaklılık koşullarını” irdelerken[1] mekanın öznel de nesnel de olabileceğine işaret eder. nesnel mekanın açılımını yaparken,  mevcut dünya düzeni  ile  değişen dünya düzeninden söz eder.

değişen dünya düzeni:

pazar aşaması,

tekelci sermaye aşaması,

geç kapitalizm aşaması  evrelerinden oluşmaktadır.

maddeci görüş, tarihi maddeci görüş ve mekanik maddeci görüş de nesnel mekan kapsamında düşünülmektedir.

 

oldukça geniş bir alanı kapsayan nesnel mekan, bu uzam içinde şiire sonsuz olanaklar sunuyor. şiirin belirlenmesinde  bu uzamın her noktası  önemli ölçülerde katkılar yapabiliyor.

 

nesnel mekanın böyle geniş bir  alan içinde  tanımlanması, her türlü değişim ve dönüşümün  bu anlam alanı içinde yer bulacağını gösteriyor.

demek oluyor ki  görünen ve algılanan dünyanın  coğrafyasında, bireyselinde ve  toplumsalında ve bunların  ilişkilerindeki   değişim ve dönüşümler, yeniden yapılanmaların özünü belirleyen nesnel mekanlardır. bu mekanları  doğru kavramak ve şiire de o doğruluk içinde yansıtmak gerekiyor. her türlü ilişkiyi oluşturan ve tanımlayan coğrafyanın,  nesnel mekan olduğu anlaşılıyor.

 

öte yandan öznel mekan için beden ve dil  tanımlanmaktadır.

dili ve bedeni  nesnel mekan belirliyor. beden, kişinin nesneli; onu  eliyle tutuyor; duyumsuyor. somuttur beden. kullanımı da kişinin kendisiyle ilişkilidir. bedenin nesnel mekanda aldığı biçimler, özne olarak etkinliği, nesnel mekanca belirlenmiştir.

nesnel mekan, şiirin dilinin ortaya  çıkmasında önemli bir belirleyendir.

öyleyse öznel mekan belirleyici değil nesnel mekanın bir tür yansımasıdır. şiirin nesnesi de öznesi de nesnel mekanın içinde saklıdır.

o nedenledir ki şiirin  hammaddesinin alımlanması  aşamasını  doğru kavramak ve ve alımlamak gerekiyor.

 

şiirin dayandığı mekanın şiirden çok önce anlaşılması ve kavranması gerekiyor. şiirin,  böyle bir biçimi seçmesinin nedenlerini  doğru olarak söylemenin yolu mekandan geçiyor çünkü.

 

poe’nun “iç mekan döşeme felsefesi”nin merkezinde  uyum kavramı vardır.

poe’ya göre uyum, “bir eseri meydana getiren  parçalar arasındaki  uzlaşma ya da ahenk”tir.[2] poe’nun uyum kavramına verdiği ikinci anlam, nitelik,etki konularıyla ilişkilidir. mimari mekanın  karakteri, düzenli olarak orada oturan kişinin/kişilerin karakteriyle uyum içindedir.[3]iç mekan, hayat tarzına uygun olur.[4] poe’nun usherlar’ın çöküşü adlı öyküsündeki usher malikanesinin dış yüzü, iç mekanı, fiziksel, ruhsal yapısı tam bir uyum içindedir, tümü kasvet duygusunu dışa vurur.[5]

 

adı geçen malikanedeki gotik dekor, iltifatları incelikli bir sahtecilikle işlemeye uygun bulunmuştur.[6]  “öykünün yarattığı dehşet hissi  ve etkinin eleştirmenlerin inandığı  gibi atmosferin, tesadüfi bir sonucu olmadığı ve bu  etkinin daha derin kökleri olduğu” noktasında toplanıyor. öykünün yarattığı dehşet hissi, genellikle  öykünün içinde  geçtiği  ortama ve arka plana atfedilmiştir. arka plandaki dış çizgiler, boyut ve manzaranın  detayları  ile okuyucuda  uzaklık hissi  uyandırır.”

 

“usherlar’ın evi, bulutlarla kaplı  göklerin  altındadır ama evin en semavi  yeri  olan çatısından  göle uzanan zikzak biçimindeki  çatlak ile yeraltıyla önemli  bir ilişki içindedir”[7].

“evi çevreleyen ağaçlar, evi doğaya bağlar; ama  ağaçların hepsi  mekanın doğadışı kötülüğü ile tahrip olmuş, ölmüştür. yaşayan tek bir bitki (şüphesiz gölden beslenen) yoğun bir kokusu olan ayak otları ve (evin  semaya en yakın yeri olan) çatıda  büyüyen  mantar tabakasıdır. evin çatlaklarından ve ince ince dokunmuş bir ağ  gibi  sarkan mikroskobik mantarların usher’ın  kişiliğine  tekabül eden karşıtı, usher’ın marazi bir canlılığa sahip olan saçlarıdır.”[8]

 

öykü için olsa da, yazınsalın oluşmasında mekanın ne denli önemli bir yeri bulunduğunu gösteriyor bu örnekler.

mekan, poe’nun öykülerinde  nasıl ölçülü biçili olarak  mimari bir düzenlemeyle oluşturuluyor ve o mekan içinde yaşamakta olan öykü kişilerinin nitelikleri ile bu mekanlar arasındaki uyuma verilen önem  yapıtın  etkisini, etkinliğini  artırıyorsa, mekan şiir içzin de aynı işlevi görüyor.

 

mekan,yazınsallığın bir ayrılmasıdır.



[1] f.jameson, rimbaud ve mekansal metin, defter dergisi, 1999/36. sayı,s.105 -126

[2] david leatherbarrow, mimari mekanın poetikası, kitap-lık dergisi, nisan 2004 sayısı, s.71

[3] agy.s.72

[4] agy.s.73

[5] agy. s. 74

[6] darrel abel, usherlar’ın evi, kitap-lık nisan 204 sa., s.81

[7] agy. s.84

[8] agy.s.85

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>