Muhsin Şener Rotating Header Image

Chp Kurultayının Ardından

CHP Kurultayı, gergin ve  kavgalı dövüşlü yapıldı ve bitti.

Bitti ama  Türkiye’de,  hem ailesinden gelen bir yakınlıkla hem de düşünceleri bakımından  sosyal demokrasiye inananların  tüm ümitlerini de kırarak, dökerek bitti.

 

Çünkü CHP’ye ailesel bağları olanlarla  ona inananlar, sosyal demokrasinin temsilcisi olarak sunulan ve öyle gösterilmeye özel  bir dikkat harcanan  CHP’nin,  hiçbir bakımdan sosyal demokrat olmadığını gördüler. ‘Sosyal’inden vazgeçmeye hazırdılar, keşkeDemokrat olabilseydi. Birbirini eleştirmeye bile yatkın olmayan,  karşı olduğunu  sanki düşman gibi gören bir anlayışın,  insanlarını sandalyelerle  yumruklarla karşılayıp  başlarını, yüzlerini-gözlerini kana boyamakta hiçbir sakınca görmediler.

 

Kurultay,  bir tür namus savunması arenası olarak  geçti tarihe.

Birilerinin namuslarını ölçmek için toplanmış bir  GALİLEO  komisyonu gibi,  suçlama ve savunmaya davet ile savunma stratejilerinin  yumruklardan ve  havada uçan sandalyelerden bulabildiği fırsatlarda  yapılabildiği bir kurultay oldu.

 

Siyasetin bile çok az süreler içinde göründüğü bu kurultayda, daha çok ahlâkın sözü  ve tartışması öne çıktı. Bir siyasî partinin şu tipteki ahlâkı taşıyanları  içinde barındırmaması gibi bir sorunsalı çözmek için  CHP, artık bir kurultay toplama ihtiyacı duyar hale getirilmiş bulunuyordu.

 

CHP’ye inananlar,  kurultaylarda  yurt ve dünya sorunlarının en  yeni sosyal ve teknolojik bilim esasları çerçevesinde ele alınarak tartışıldıklarına çokça tanık olmuşlardı. Bu kurultaydaki  gibi  ahlâka ilişkin bir durumun baştan sona kadar  kurultayı  işgal ettiğine ise hiç tanık olunmamıştı.

 

Oysa Türkiye’nin  Ana Muhalefeti olarak  Mecliste bulunan CHP’nin bu kurultayında  örneğin  yapılmakta olan Irak seçimlerine ilişkin  bir tek sözcük konuşulmamıştır.  Orada  bulunan soydaşlarımızın haklarına ilişkin olarak ortaya çıkabilecek sorunlar karşısında, duyarsız kalınamayacağı  Sayın Başbakan tarafından ifade ediliyor.

 

Nedense bu durum CHP’yi hiç ilgilendirmez görünmüştür.

 

Kıbrıs konusunda  ne düşünüldüğüne ihtiyaç duyulan bu kurultay günlerinde, bu konuya  hiç yer verilmemiştir.

 

Irak seçimleri nedeniyle  kuzey Irakta ortaya çıkacak bir Kürt egemenliği karşısında  Türkiye’nin duyarlılığını da aşacak olan böyle  bir ortamın  neler düşündürdüğüne ilişkin hiçbir şey demiyor CHP kendi  Kurultayında.

 

Gazeteler açlık sınırının  560 YTL düzeyine çıktığını yazarlarken CHP kurultayında bu konuda bir sözcük bile söylenmiş değildir.

 

AB görüşmelerini yürütecek  kurulun oluşturulma aşamasında olan Türkiye’de CHP Kurultayında bu konuya ilişkin hiçbir şey söylenmiyor.

 

CHP’nin,  dış güçler tarafından yok edilmek üzere hazırlanmış bir plânın ortaya çıkarıldığı bir ortam üzerine  toplandığı ifade edilen  bu kurultay, yine  bir ‘dış güçler fobisi’ üzerine kurulmuş  bir tuzağa dayandırılıyordu. Öteden beri böyle tuzaklara alışkın olan Türkiye insanı,  doğrusu bu söylem karşısında da hiç irkilmedi.

Ne ki  Dış tuzağın  ABD ile ilişkilendirilmesini  tebessümle karşıladı.

 

Kurultayın  “namuslular-namussuzlar” gibi bir parti içi  soruna dayandırılmasının  bir dış uzantısı olmalıydı bu durum.

Nitekim öyle de ifade edilmiştir.

 

Bu kurultayla artık  CHP’nin  milliyetçi görüş ve düşüncelere ağırlık tanıyacağı,

“önce bizim gibi düşünmeyenleri temizleyelim sonra  öteki konuları görüşürüz” ölçeğinde  bir anlayışa mahkûm olduğu,

Demokrasi ile hiçbir alışverişinin olmayacağı,

Yoksul ve yoksun kesimlerin hiçbir sorunu ile ilgisinin olmayacağı-bulunmayacağı,

Ve

Kurultayla birlikte koskoca CHP’nin de sona erdiği,

Görülüyordu.

 

CHP’yi bu duruma düşürenlerden bunun hesabı sorulmayacak mı?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>