Kültür Bakanı “şiir azgelişmiş, roman gelişmiş ülkelerde olur” buyurmuş…
Roman ve şiirin, böyle bir bakıştan değerlendiğine hiç tanık olmamıştım. Sayın Koç’un konuşma biçemi hiç ‘tanıdık bir biçem’ değil. Bu tümceler böyle bir biçemin kapsamı içinde değerlendirilebilir mi?
Roman, gelişmişlik düzeyi ile ilişkili olabilir mi ?
Gelişmişlik, önce ekonomi ile ilişkilendiriliyor. Ulusal gelir, kişi başına düşen ulusal gelir ve bu gelirin dağılımı kavramları akla geliyor.
Bu noktadan bakıldığında Türkiye’de kişi başına ulusal gelirin 4000 doların üstüne yeni ulaştığını görüyoruz. Ulusal gelir ise, henüz 300 milyar dolar düzeyine ulaşmış bulunuyor.
Ortalama gelir düzeyi böyle görünüyor kâğıt üzerinde ama gelirin dağılımı gerçekten çok perişan durumdadır. En alt gelir grubunda bulunan, yani günlük kazancı 1 dolar ve altında olan insanların sayısı nüfusun 1/5’ini aşıyor.
Bu, çok önemli bir durumdur.
Eğitim açısından henüz ilkokul 4. sınıftan terk düzeyini atlamış değildir Türkiye. Orta ve yüksek öğretim görmüş olanların bilgibilim (epistemoloji) açısından değişim ve dönüşüm karşısındaki tutumu, eğitimin o beyinlere hiçbir ışık yakmadığını açıkça gösteriyor. Hala milliyetçi sloganlar ve tutumlar çerçevesinde dünyayı ve yaşamı kavramayı sürdürmekte hiçbir sakınca görmemek, değişen dünyaya gözlerini ve kulaklarını tıkamaktan başka nedir ki?
Tüm dünya, küreselleşmenin gerekleri doğrultusunda koşarken, AB kapısına kadar gelen Türkiye, oradan dönebildiği zaman sanki bayram yapacakmış izlenimini giderek yaygınlaştırıyor…
İşte bu görünüm, halkın eğitimli olduğu sanılan kesiminde de alınan eğitimin ve öğrenilen bilginin ve bakış açılarının insanımızın bilincinde yeterli düzeyde bir değişiklik yapamadığını gösteriyor.
Bir başka gösterge, çağdaş dünyanın değil geleneksel kültür verilerinin işletilmesine özel önem vermemizdir. Bu, içimize kapanmayı hızlandırıyor.
Bu tablo Türkiye’nin gelişmiş bir ülke olmadığını gösteriyor. Gelişme yolunda bir ülkedir Türkiye en iyi niyetle bakacak olursanız.
Oysa roman, özellikle bu yıl çok yazıldı. Şimdi Türkiye gelişmiş mi oldu?
Galiba, romanın sanayi devriminden sonra ortaya çıkan bir ürün olduğu bilgisi bir şeylerle karıştırıldı?
Romanın sanayi devrimi sonrası ürünü olması onun, gelişmişlik düzeyini de gösterir sanılıyor. Oysa sanayi devrimi sonrası romanın ortaya çıkması, insan ilişkilerindeki karmaşanın hem derinlik hem de çeşitlilik kazanmasına dayanıyordu. Roman bu insanî karmaşanın derinliğine çözümlemelerinin yapılması görevini yüklenmekteydi artık.
Buna ihtiyaç vardı.
Şiir, nasıl olup ta gelişmemişlik düzeyinin bir ürünü olabiliyor?
Tahsin Yücel’in sözleriyle “edebiyatı bilmeyen biri bunu söyler” demek geçiyor içimden!
Çünkü şiir, dilin balı olarak geliyor. Geleneksellik içinde bile şiir dili en üst düzeyde derinlikli olarak kullanma becerisini isteyen bir alan. Dilin çok iyi düzeyde kullanılması bir gelişmişlik düzeyi olarak algılanmıyor Sayın Bakan tarafından her halde?
Dünyanın ve yaşamın, herkesten ayrı ve değişik bir yaklaşımla algılanıp kavranması, bir gelişmişlik düzeyi olmuyor mu?
Yoksa şiiri kimi sözcükleri yan yana getirerek onları yüksek sesle ve duygulu bir biçimde söylemek şiir için yeter mi sanılıyor?
Şiirin, simgesel bir dil olduğu gerçeğinde buluşmanın bile önemli bir düzeyi işaret ettiğini nasıl unutabiliriz?
Umalım ki bir dil sürçmesi olsun Kültür Bakanı Sayın Koç’un bu sözleri!…