Kemal DERVİŞ, Türkiye’nin iki binli yıllarında etkinliği tartışılamayacak bir politika ve ekonomi insanı olarak yaşamımızda hep yer aldı. Şimdi, CHP grubunda İstanbul Milletvekili olarak görev yapıyor. Avrupa Parlementotusunda görevli bulunuyor. Buradaki çalışmalarından geri kalan zamanlarında Türkiye’de insanımızın sorunlarıyla ilgileniyor.
BM Kalkınma Programı (UNDP) Başkanlığına BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından aday gösterildiğini tüm dünya biliyor. İçlerinden birinin kadın olduğu öteki adaylar arasında Sayın Derviş’in önemli ve anlamlı bir ağırlığı bulunuyor. Çünkü O, Dünya Bankasında yıllarca Başkan yardımcılığı görevinde bulunmuş biri. Dünya Bankası Başkanlığı için de adı gururla sayılan adaylar arasındaydı.
Kemal Derviş, bu görevi yürütürken dünyanın geri kalmış kimi ülkelerinde ekonomi ve kalkınma programları hazırlayarak yönetmiş ve uygulamış başarılı bir ekonomist ve yöneticidir. 21. yy.ın yöneticisi olarak dikkatimizi çekiyor O. Yönetimin ‘yönetişim’ kavramı çerçevesinde yapılması gerektiğine inananlardandır. ‘Yönetişim’, yönetileceklerle yönetenlerin birlikte yönetimi demektir. Bu katılımcı demokrasidir işte.
Kemal Derviş, Dünya Bankası Başkan Yardımcılığından Türkiye’ye geldiğinde yerlerde sürüklenmekte olan bir ekonomi vardı. Onun dört ucunu bir araya getirmesi oldukça zordu ve çok cesaret istiyordu. O, bu ağır ve sorumluluk isteyen iş için önce bir sağlam ekip kurdu. Merkez Bankasını bağımsızlaştıracak önlemlerin alınmasını sağladı. Bu, Türkiye için çok önemli bir adımdı. Siyaset erbabı, paranın değerini değil elde bulunmasını önemsediği için paranın alım-satım gücünün onlar için hiç önemi yoktu. Enflâsyon bu kavrayışla ‘binlerle’ anlatılır hale gelmişti. Parayı basmak önemliydi. Değerli olması değil.
Paramız değerine ulaşmış değildir henüz ne ki çok önemli aşamalar geçirerek bugünkü iyi yerine gelmiştir.
Paranın değerini yitirmesi Türkiye insanının önce birbirine olan güvenini, sonra da devletine ve her şeye olan güvenini yitirmesine neden olmuştur. Her türlü hukuksuzluğun ve haksızlığın kapısı onunla açıldı.
Kemal Derviş, Türkiye’de enflâsyonun yenilmesini sağlayan adamdır.
17 Aralıktan sonra Türkiye AB konusunda gerekli hızı azaltmış görünüyor. 3 Ekim 2005’te AB’ye giriş görüşmeleri için gerekli hazırlıkların yapılmasında gecikildiği söyleniyor. Baş görüşmecinin atanmadığından söz ediliyor.
Hükümet, bu konuda Kemal Derviş’i hiç aklına getirmiyor bile.
Çünkü o muhalefettendir.
Bir karşı partiden bile olsa Kemal Derviş’in AB’ye giriş görüşmelerini yürütecek kurulun başında bulunmasından daha isabetli ne olabilir ki?
Hükümetin bu yönde alacağı bir karar, kamuoyunun yüksek onayına mazhar olacaktır.
Bu gerçek unutulmamalı!
Kemal Derviş kadar hiç kimse AB ile olan görüşmeleri hedefine ulaştıramaz. AB’yi bütün olarak ve AB’nin parçalarını en iyi bilen ve onların diliyle ve kavrayış özelikleriyle en iyi anlatabilecek olan da Kemal Derviş’tir.
Yetişmiş insanlarımıza ne zaman sahip olacağız?