M.Ali Birand, CNN Türk TV’de AB’ye girmiş bulunan ülkelerin baş müzakerecileriyle ayrı ayrı görüşmeler yaptı.
Radikal Gazetesinde de bu görüşmeleri toparladığı bir yazı yazdı.
Gerek CNN Türk TV’deki görüşmelerin ve gerekse sözü edilen yazının Türkiye için yararlı olduğunu düşünüyorum.
Böyle düşündüğüm için de baş müzakerecilerin neler üzerinde durduklarını ele almak istiyorum.
Her baş müzakereci, şunun altını önemle çiziyor:
Bu görüşmeler bir pazarlık, al-ver görüşmesi olmayacak;
siz AB’ye katılmak istiyorsunuz, onlar size değil!
Ve sıralıyorlar:
Ne istediğinizi çok iyi bilin! Diyorlar…
İhtiyaçlarınızı, zayıflıklarınızı, ne yapmak, nereye gitmek istediğinizi çok iyi saptayın ki seçenekleri her zaman siz elinizde tutun ve sizin kararlılığınız apaçık ortaya çıksın.
Asıl pazarlığın, kendi içinizde olacağını unutmayın.
O nedenledir ki, bürokratlarınızı, sivil toplum kuruluşlarınızı, meslek kuruluşlarınızı işin içine sokun.
Görüşmeler başladığında, kamuoyunun heyecanı azalacak ve muhalefet yükselecektir.
Bu durumu şimdiden bilin!
Kendinizi ona göre hazırlayın.
Abartılı isteklerde bulunmayın.
Sadece kendinizi düşünmeyin ve sadece kendinizi dinlemeyin.
Sakın kavga etmeyin.
Görüşmelerde komisyonu her zaman yanınıza çekmeğe çalışın.
Avrupa kamuoyu AB’nin genişlemesinden tedirgindir.
Türkiye’nin ise farklı bir imajı var.
Bu imajı Türkiye düzeltmek zorundadır.
Avrupa kamuoyunun Türkiye hakkındaki imajını düzeltmesini beklemek yanlıştır.
Böyle bir beklenti büyük bir hata olur.
Sabırlı olun; kırılmayın.
Kazanmaya bakın.
Bu sıralananları hepimiz, müzakereler sırasında aynen yaptık ve bugün AB’nin içindeyiz.
Diyorlar.
Türkiye’nin bu görüşlerden yararlanmak zorundadır.
Çünkü AB’ye girmek isteyen biziz!..
Değil mi?