Muhsin Şener Rotating Header Image

Mehmet AYDIN’ın Şiiri İçin

Mehmet Aydın, Atatürk Türkiye’sinin yetiştirdiği  bir cumhuriyet  aydınıdır.

Şiir yapıtları başta olmak üzere, inceleme ve araştırma yapıtları, dile ilişkin yapıtları ve ders kitapları ana başlığı altında toplanabilecek kırka yakın yapıtı vardır.

Hoca, yaşamının bir dakikasını bile boş geçirmemeye sürekli özen göstermiş biri.

 

Öğretmen yetiştiren kurumlardaki uzun yıllar süren öğretmenliği sonunda emekli olmasına karşın hala  Bilkent Üniversitesinde öğretim üyeliğini sürdürmesi karşısında salt saygı duyulabilir.

 

Aydın’ın şiir  yapıtlarının sayısı  9’u bulmuştur.  Bozkırı Aydınlatan Mavi[1] adlı son yapıtı  daha önce yayımlanmış olan şiir yapıtlarından yapılmış seçmeleri içermektedir.

 

Mehmet Aydın’ın şiirini birkaç noktada toplamak, daha  kapsamlı olarak anlamak bakımından yararlı olacaktır.

 

1)      Onun şiiri,  insanı merkeze alan bir şiirdir.

İnsan, eylemi, yaşamı; o yaşamın  yükleri,mutlulukları ve acıları ile ele alınmış ve işlenmiştir.

 

Uzanmış park kanepelerine  insanlar

……………..

Kırık adımlarla bir kadın

                                                                Kocakentte  Gece, s.13

 

Yazıda yabanda gün boyu didinir kadınlar

…………….

Çul-çaput içinde kurumuş kanları

……….

Sıra sıra dağların  ardında unutulmuş köyler

…………

Hastalar taşınır  sedyelerle

 

Anadolu Görünüşü, s.14, 15

 

Benim ülkemin yanık şarkıları

Şarkılar, s.17

 

Yol alıyor  bir emek  eri

…………

…………

Ey inanç kavgasının piri

                                                               Işığı Arayan Adam,s.18

 

Kalmadı  çağlarla sürüp giden

İnsanın insana kulluğu

                                                                    Sevgi Yansır yöremde, s.25

 

İnsanı böyle ele alıyor Aydın.

İnsanı kavrayışında; haksızlıkları görme, onlara  en azından düşünce olarak karşı çıkma; en kalın çizgileriyle, Türkiye insanının sorunsalı…o sorunsalı şiirine izlek yapmakta hiçbir sakınca görmüyor.

 

Şiirin, ‘sorunsalla’ ilişkisi konusunda,  Aydın’ın herhangi bir  sınırlaması da yok.

İnsanın, genellik düzeyinde mi tekillik düzeyinde mi ele alınması gerektiği sanki hiç düşünülmemiş gibidir.

 

 

Aydın’ın insanımıza bu sevgi dolu bakışının altında, sanıyorum iyi bir cumhuriyet öğretmeni olması  yatıyor. Dikkatinin  içeriğini daha çok yoksulların ve yoksunlukların oluşturması, insan yetiştirme ile ilişkisinden gelir.

 

çul-çaput içindeki kadınların toprakla iç içe yaşamasına tanık olmuştur. Yaşamının tüm evrelerinde  onlardan ayrı ve onlardan hiç uzak olmadı. Köy Enstitülerinde geçirdiği uzun yıllar  ona bu konuda  belki de sağlam ve yüklü bir hafıza  kazandırmıştı.

 

Bu düşünceler onun, şiirinde izleği öne çıkarması için nasıl dayanılamaz  bir baskı yaptığını göstermeye yetiyor.

 

Mehmet Aydın şiirini, böyle bir insan sevgisi üzerine oturtmadan anlamanın olanağı bulunmadığını düşünüyorum.

Bu yaklaşımın, şiirinin değerini düşüreceği kuşkusuna hiç kapılmadığını gösteren çok sayıda örnek bulunur şiirinde.

 

 

Uzun geçen baharları yaşatmak için

Gecekondulu bir kadın çiçeklere su veriyor

Sesini Yitiren Ankara, s.40-41

 

 

Durmadan dağlara, bayırlara tırmanan, gecekondularla büyüdükçe büyüyen ve büyüdükçe artık o ‘her bahtı kara’nın görmek istediği kent olmaktan çıkan, çıkmakta olan ve sesini gittikçe yitiren Ankara’nın gecekondularında bir kadın, en uzun geçen baharları yaşatmak  için çiçekleri sulamayı sürdürüyor!

Gecekondulu o kadın, kadınlığından gelen ve çevresine  yayılan, çevresine yaymaktan  kadınlığının gereği olarak zevk alan o kadın, tüm olumsuzluklara, yaşamının tüm  engellerine karşın,  güzeli yaşatmak için bir uğraşı bayır yukarı  tüm gücüyle  itiyor!

 

Güzelliği  sürdürme yarışını yürütenin  gecekondulu bir kadın oluşu, Hocanın seçimidir.

O, cumhuriyet aydını olarak, yokluk ve yoksulluktan bir cumhuriyet kurma savaşımı vermiş, o savaşımda her şeyini yitirmiş olan Türkiye insanının diri yanlarından birinin sanki  yontusunu dikiyor ortalığa…

Bu, buram buram ulusallık ve giderek evrensellik kokan  imgeyi şiirine koyan  Mehmet Aydın, şiirden  fedakarlık yapmadığını  göstermiş olmuyor mu?

 

Yer gök ayaklandığında

Nereye diye sorulmaz

…………

………..

Saldırgana ve ihanete

Alanlar boş bırakılmaz

……………….

………………

Eski yalvaçlar örneği düşman

Güllerle karşılanmaz

Karşıkoymanın utkusu, 69-70

 

 

Yeryüzü insanı için  söylüyor bunları Aydın…

21.yy., bir barış yy.ı olsun istenirken  ABD’nin  ve onun  bağdaşıklarının Irak’ta yaptıkları karşısında  artık  Hoca bunları söylerken  kendini haklı  buluyor.

Sonra, ‘saldırgana ve ihanet edene’ daha çok saldırsın mı denecektir? Yıkım ve kırım yapan düşmana ‘çiçek mi’ verilecektir?

 

“yerin göğün ayaklanması”,  “saldırganlık ve ihanet” , “ düşman!” kavramları, bir kargaşanın, karmaşanın; insansızlığın ortamı olarak  tanımlanıyor şiirde. Bu karmaşanın  tanımında kullanılan sözcükler ise “ayaklanma-saldırgan- ihanet- düşman” sözcükleri… Bu sözcükler, bir dehşet halini, kuşku bırakmayacak biçimde tanımlıyorlar. Aydın, o dehşeti,  “nereye?” masum sorusuyla  başlayan ve “alanları doldurmak- güllerle karşılamak”  kavramlarıyla dehşetin düzeyini çok aşağılara indirmeyi başararak barışçı yanının altını kalınca çizmektedir.

Bu şiirsel yapılanmada  yeryüzü  insanına uzanan  imgelerin  öne çıkarılması başarılı olmuştur.

 

Yüreğimizin incecik telini yer yer titreten dizelerden  örneklere de gelmek istiyorum.

 

İçimde……………

Düşünceler saçını yoluyor

Sen yoksun

 

…………….

…………….

 

Uykularımın dalları ipince

Sen yoksun

Arayışın Sisi, s. 121

 

 

“Dalları ipince bir uyku\ saçını yolan düşünce” gibi  imgelerin sarsıcı yanına dikkat çekmeliyiz. Bu, aydınlık bir düşüncenin ürünü olarak düşüyor şiire. Oluşan  imgelem dünyası  “sen yoksun” ile  tanımlanmış bir dünya… Onun “yokluğu”, düşüncelerin saçını yolduruyor ve uykuların dallarını incelterek uykuyu  uyku olmaktan neredeyse çıkarıyor.

 

Mehmet Aydın, benliğimizde bir karmaşa yaratan  ve onu altüst eden şeyler söylüyor.

Diline sağlık!

 

Mehmet Aydın, yeni olmayan ne ki her zaman okunabilecek ve her okunuşunda da insanı,  ta içinden bir yerden  yakalayıveren  şiirleriyle sonsuzlaşmayı bilen bir ozan.

 



[1]  Mehmet Aydın, Bozkırı Aydınlatan Mavi,  şiirlerinden seçmeler,  Diclem Sahaf Yayınları, Diyarbakır, 2004

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>