Muhsin Şener Rotating Header Image

Öğretmenler

24 Kasımlar  Öğretmenler  Günü olarak kutlanıyor.

Yılda bir gün öğretmenlerin  anımsanması ve kendi aralarında bile olsa mesleğin sorunlarını konuşup tartışmaları tabiî iyi oluyor.

O gün, topluma ‘öğretmenleri unutmayın!’ gibi  bir mesaj da veriliyor aslında.

 

Ne ki bu gün nedeniyle söylenenler,  her zaman genel ve içi boş sözler oluyor.

Öğretmenlerin, önce kendi kişisel ve ailesel, kültürel….bir yığın sorunu var.

TV ekranında  “ev kiramı ödeyemiyorum; ne yapacağımı düşünüyorum…” diyen öğretmenleri gördüm. Bunlar gördüklerimiz, duyduklarımız.

 

Öğretmen maaşlarının,  Türkiye’de  yoksulluk sınırındaki gelirin  yarısından daha az olduğunu yazıyor gazeteler. Dünyanın en az maaş alan  öğretmeni Türkiye’deki öğretmenler  diye haykırıyorlar.

 

Milli Eğitim Bakanı,  “öteki memurların aldıkları çok da öğretmenlerin aldıkları maaş mı az?” demeğe gelen  açıklamalarda bulunuyor. Dünyanın en az maaş alan öğretmenlerinin Türkiye’de bulunduğunu söylemek, öteki memurların maaşlarını değil, öğretmenlerin maaşlarını  düşünün, anlamına gelmiyor ki!…

 

Öğretmen  kuşakları yetiştirmekle görevli olan memur.

Yaptığı iş, o toplumun geleceği ile ilişkili…

İyi yetişmiş insanların  çok olduğu bir ülkede sorunlar  kolayca çözülüyor.   Kore  örneği böyle bir örnek.  Eğitim reformunun   uygulanması sonucunda  ulaşılan yer,  bir gelişmişlik düzeyi olarak karşımıza çıkıyor Kore’de.

 

Hindistan, yazılım alanında yetiştirdiği çok sayıdaki elemanını  Avrupa ve özellikle ABD’ye göndererek  önemli bir kaynak yarattı.

Bu elemanları, eğitim  alanında gerçekleştirilen  reformlarla öğretmenler yetiştirdiler. Onların ellerinden geçerek ülkeleri için önemli kaynak olarak yetiştiler  ya da ülkelerinin gelişip zenginleşmesine  katkı yapacak olan elemanlar bu öğretmenlerin elleri arasında yetiştiler.

 

Öğretmenleri,  bir toplumun geleceğini şekillendiren insanlar olarak görmek ve onların bu ağır işi hakkıyla yapmalarını sağlayacak, kolaylaştıracak her türlü olanağı onlara vermek ten kaçınmamak  sanki bir zorunluluk gibi dikiliyor karşımıza.

Bizim gibi sorunları olan ülkelerin  bu yaklaşımı benimsemek zorunlulukları vardır.

 

Bir toplumda, bireylerin  yaşadıkları  zaman dilimini anlayabilen ve onu yorumlayabilen ve değiştirip dönüştürebilen insanları  olmaları,  içinden  geçtikleri eğitim sürecinin içeriğine ve o süreci  götüren öğretmenlerin kalitesine doğrudan bağlıdır. Bu gerçekliğin ayrımında olunmadan, gerçekleştirilen eğitim,  salt günü birlik olur;  ne değişimi ne de dönüşümü gerçekleştirebilen bir eğitim olması ise hiç mümkün değildir.

 

Toplumların,  örneğin demokrasi konusunda; özgürlükler ve haklar konularında  talep eder durumda olmaları ve bu konuda dirençli davranmaları hep bu eğitim sürecinde aldıkları eğitimin sağlam ve yeterli oluşuyla ilgilidir.

Kuşaklara bu eğitimi verecek olanlar öğretmenlerdir ve başka kimse de değildir!

 

Öğretmenler  kendi çocuklarını  yetiştirme olanaklarına sahip olmalıdırlar. Oğlunun ya da kızının,  tıpkı öğrencileri gibi,  yetenekleri doğrultusunda eğitimlerini yaptırırken ekonomik açıdan hiçbir sıkıntısının olmaması gerekir. Başkalarının çocuklarını yetiştiren bu insanlar, kendi çocuklarını  neden yetiştiremesinler?

Bu konunun da  öğretmenin ekonomisi ile ilişkisi apaçıktır.

 

Bunların çözülmesi gerekiyor.

 

Kültürel sorunlar, başlı başına bir ağırlık oluşturuyor.

Öğretmenler  bol bol kitap okuyabilmeli ve yayın yaşamını izleyebilmelidirler. Artık bilgi hemen her yıl yenileniyor. O nedenledir ki bu hızlı gelişimi öğretmen izleyebilmelidir.

Oysa gerçek, Türkiye’de hiç böyle değil!.

Öğretmenler okumuyorlar!…

Daha doğrusu  evini geçindirmekte çektiği eziyetler yanında,  bu konuyu düşünmeye bile fırsat bulamıyor.

Öğretmenlerin kültürel gelişimlerini destekleyecek olanaklar bulunmalıdır.

Bu konu, iş edinilirse mutlaka çözülür.

 

Her yıl 24 Kasımlarda  öğretmenleri öven, baş tacı yapar görünen,  içi boş sözler yerine,  onların kişisel ve ailesel  gelişimlerini yükseltecek olanakları sağlamak  toplumsal bir zorunluluk olarak duruyor karşımızda.

 

Öğretmenler, hep  fedakarlık yapan insanlar  olarak  görülmeye devam edildiği  ve onlara  ekonomik  özgürlük kazandırılmadığı  sürece,  eğitim sorununun çözülmesi ve değişen ve gelişen  yeryüzü koşullarına  ayak uydurabilecek ve o koşulları daha da ileri götürebilecek  kuşaklar yetiştirilmesi mümkün olmayacaktır.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>