<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Muhsin Şener &#187; Wittgensitein</title>
	<atom:link href="http://www.muhsinsener.name.tr/tag/wittgensitein/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.muhsinsener.name.tr</link>
	<description>Şiir Yazılarına Hoşgeldiniz</description>
	<lastBuildDate>Sat, 22 Nov 2014 19:51:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Şiire İlişkin Çıkarsamalar &#8211; VII / “Şiir Satmıyor ki&#8230;&#8221;nin Üstüne Üstüne Gitmek</title>
		<link>http://www.muhsinsener.name.tr/451/siire-iliskin-cikarsamalar-vii-%e2%80%9csiir-satmiyor-ki-nin-ustune-ustune-gitmek/</link>
		<comments>http://www.muhsinsener.name.tr/451/siire-iliskin-cikarsamalar-vii-%e2%80%9csiir-satmiyor-ki-nin-ustune-ustune-gitmek/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Jun 2014 20:35:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[muhsin]]></category>
		<category><![CDATA[Paz]]></category>
		<category><![CDATA[sener]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Wittgensitein]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhsinsener.name.tr/?p=451</guid>
		<description><![CDATA[Kaç sözcükle konuşuyorsanız o kadarsınız demektir. Wittgensitein &#160; Şiir satmıyor… Şiir yapıtları da satmıyor… Şiire ilişkin yapıtlar satıyor mu ki? Ozanlar toplumdaki yerlerine göre değil ozanlıklarına göre mi öne çıkıyorlar sanki? Ozanın, baksı, ermiş, doktor, şaman, öncü ve toplumun lideri olduğu günlerin ne denli gerisinde kalmışız da ayrımına varamamışız, hayret!   Toplumların en zor zamanlarında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Arial;"><em>Kaç sözcükle konuşuyorsanız o kadarsınız demektir.</em></span></p>
<p><strong><em><span style="font-family: Arial;">Wittgensitein</span></em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Şiir satmıyor…</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Şiir yapıtları da satmıyor…</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Şiire ilişkin yapıtlar satıyor mu ki?</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Ozanlar toplumdaki yerlerine göre değil ozanlıklarına göre mi öne çıkıyorlar sanki?</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Ozanın, baksı, ermiş, doktor, şaman, öncü ve toplumun lideri olduğu günlerin ne denli gerisinde kalmışız da ayrımına varamamışız, hayret!</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Toplumların en zor zamanlarında ozanların ve şiirlerin ve onlara yol gösterdiği, öncülük ettiği dönemleri çoktan aştığımızı biliyoruz da şiirsel eylemin yaratıcı ürünlerini ve onları üretenlerin bu denli arkalarda bırakılmasını hem kolay kolay anlayamıyoruz hem de kolay kolay benimseyemiyoruz.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Bir avuç şiir severle yetinmeyi hiç içimize sindiremiyoruz.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Bir avuç şiir severle yolumuzun aydınlanamayacağı gerçeği karşısında direnmek gerektiğini biliyor ve bu kartopunu hep birlikte yuvarlayarak büyük, büyük, çok büyük yapmak istiyoruz.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Şiirin kazandıracaklarından herkesin yeterince payını alması için çalışmak, aydınlatmak ve uyarmak gerektiğini hiç ama hiç unutmuyoruz.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Ayrıca böyle bir “nisyana” kapılmayı da insanlığa yedirmenin olanaksızlığını düşünüyoruz.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">                  </span><span style="font-size: x-small;">    </span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">                  </span><span style="font-size: x-small;">                                             </span><span style="font-size: x-small;">*</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">O.Paz;</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><strong><em><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">“Doğal güzelliklerin, insanların ve olayların genellikle şiirsel yanları vardır. Değişimin yoğunlaşması anlamında şiirselliğin veri olduğu veya şairin yaratıcı arzusuna yabancı (olan) güçlerin ve anlık durumların billurlaşarak görünür hale geldiği an şiirselliğin içindeyizdir”</span><a title="" href="file:///E:/Documents/Baba_Docs/Baba_Site_Guncelleme/siir%20icin%20cikarsamalar-VII.docx#_ftn1"><strong>[1]</strong></a></em></strong></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Diyerek şiir uğraşının sınırlarını kabaca çizerken, şiirin verilerini de işaret ediyor:</span></p>
<p><strong><em><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></em></strong></p>
<p><strong><em><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Güzelliklerin, insanların, olayların şiirsel yanları….</span></em></strong></p>
<p><strong><em><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Değişimin yoğunlaşması anlamında şiirselliğin veri olarak ortaya çıkması…</span></em></strong></p>
<p><strong><em><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Şairin yaratıcı arzusuna yabancı güçlerin ve anlık durumların billurlaşarak görünür hale gelmesi…</span></em></strong></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Paz;</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Güzelliklerin şiirsel yanlarının;</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">İnsanların şiirsel yanlarının;</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Olayların şiirsel yanlarının;</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Şiirle, şiirsellikle ortaya konabileceğini iri iri sözlerle belirtiyor. </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Güzelliklerin ayrımında olmak için şiire ve şiirselliğe gereksinim vardır. </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Ne olursa olsun gereksinim olmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Bireyler ve toplumlar bu gereksinimi şiddetle duymalıdırlar. </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">Güzelliklerden habersiz ve güzellikleri </span><strong><em><span style="font-size: x-small;">yaşa</span></em></strong><strong><em>mama</em></strong><strong><em><span style="font-size: x-small;">nın</span></em></strong><span style="font-size: x-small;"> getirdiği/getireceği yozluğu, yüzeyselliği ve sevgisizliği duyumsamalıyız. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">Yaşamın, salt yeme- içme ve boşalma ve bunlar için çalışma- çabalama demek ol</span><strong>ma</strong><span style="font-size: x-small;">dığının ayrımına varmanın başka yolu yöntemi yok ki! </span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">İnsanların şiirsel yanlarını bilmeyen, buna gereksinim duymayanların yozluğunu ne yapacaksınız? </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">İnsanı, salt yararlanılacak ve kullanılacak bir güç olarak benimsemek değil midir bu algılama? </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">İnsanı böyle anlayanların kendi çıkarlarından başka bir düşünceleri olabilir mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">Peki, nedir </span><strong><em><span style="font-size: x-small;">insanın şiirsel yanları</span></em></strong><span style="font-size: x-small;"> denen şey?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Önce, yaşamdaki her şeyin onun eseri olması demektir. </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Onun çaba ve emeği ile oluşmuş, kullanılabilir ve insana yarayan her şeyin onun eliyle yaratıldığını benimsemek demektir. </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Bu durum, insanı benimsemeyi ve ona kendin gibi önem ve değer vermeyi getirecektir. </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Böyle bir yaklaşım insana özgüdür ve ardından yardımlaşmayı, merhametli olmayı, sevmeyi, korumayı, paylaşmayı, desteklemeyi ve daha neleri neleri kazandıracaktır…</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">İnsansız ve insana yaramayan; insanla oluşmayan ve onunla bütünleşmeyen her şeyin ötelere atılacağı bir ortamı öyle kurabilirsiniz. Bunun başkaca bir yolu yoktur.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">İnsan için olan düzenlerde her şey onun için düşünüldüğünden zorluklar, sıkıntılar ve yaşam sevincinden uzaklaşmalar en az düzeye indirilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Yönetenlerin atacakları her adım, insan yararına ve hizmetine ilişkin olur. İnsanını sıkıntılara sokan kararları almak o yönetimlerin yapabileceği bir şey değildir, olamaz!</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">O yönetimler, insan için ve yine insanlarca oluşturulduklarından bu yoldan ayrılmanın yönetme denen şeyin yadsınması anlamına geleceği çok iyi bilinmektedirler.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">İnsanı bir yana atan, onu yoran, özgürlüklerini kısıtlayarak onu iğneli bir fıçının içine girmeye zorlayan; </span><span style="font-size: x-small;"> </span><span style="font-size: x-small;">önce kendisini düşünen, ötekini arkalarda bırakan ve bu davranış ve ilişkilerinin tam tersini bağıra çağıra söyleyen bir yönetimin insani olduğu savlanabilir mi?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">Yozlaşmayı ve yüzeyselliği öne çıkarmak, böyle yönetimleri </span><strong><em><span style="font-size: x-small;">kişisel çıkar için çalışmak</span></em></strong><span style="font-size: x-small;"> gibi</span><span style="font-size: x-small;">  </span><span style="font-size: x-small;">bir çamura bulanmaktan başka bir çıkmaz sokağa çıkarmaz!</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">Olay denilince, en az bir nesne ile bireyin ya da bireylerle bireylerin ilişkilerini anımsıyoruz. Bu ilişkilerin içindeki </span><strong><em><span style="font-size: x-small;">güzellikleri gören şiirsellik ortamına </span></em></strong><span style="font-size: x-small;">olan gereksinimi ne yapacağız? Olayların şiirsel yanlarını hiç görmemek ve onların hiç ayrımında olmamak neler getirecektir bilmeye ve anlamaya gereksinimimiz yok mudur?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">Olayların şiirsel yanlarını düşünerek onlara yaklaşmak, o olayları yaratan, içinde olan bireyler ve toplulukların şiirsel yanlarını düşünmek ve anlamak, olayları doğru anlamak ve doğru değerlendirmek anlamına gelir. </span><span style="font-size: x-small;"> </span><span style="font-size: x-small;">Doğru anlaşılan olaylara da doğru tanılar konabilir ve o tanılara göre önlemler alınabilir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Ne ki, böyle bir çabası olmayanların çoğalmasını durdurmak için ne yapılması gerekiyorsa, eldeki güçlerle onu yapmak ve bundan hiç ödün vermemek gibi insanı/insanları, toplumu/ toplumları içinden çıkamayacakları derin ve karanlık çukurlara itmeyi getirmektedir ki bu da her şeyin özündeki insani yanı hiç görmemekten kaynaklanıyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">                                                                </span><span style="font-size: x-small;">*</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Şiirin satmaması, ozanın görmezden gelinmesi, şiir yapıtlarının okunmaması yani, şiirsel ortamın yaşatılması ve yaşaması için hiç çaba ve anlayış gösterilmemesi…bu yoz ortamın oluşmasına hizmet ediyor. </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Başka bir anlam içermiyor, taşımıyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">Şiirsel ortama, birey olarak da toplum olarak da gereksinim duyulmalıdır. İnsanın insana, insanın doğaya, olaylara…bakışını ve onları anlamasını,</span><span style="font-size: x-small;">  </span><span style="font-size: x-small;">kavramasını; değerlendirmesini gerçekleştirecek olan budur. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">İstediğiniz kadar zengin olun, istediğiniz kadar güçlü olun, olanaklarınız bol olsun böyle bir ortama yardımcı olmuyorsanız eğer; böyle bir ortamın oluşmasına ve yaşamasına hizmet etmiyorsanız; bu noktada bir çaba göstermeye gereksinim duymuyorsanız, tüm olanaklarınızı bir gün yitireceğinizi bilin! </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">Böyle,</span><span style="font-size: x-small;">  </span><span style="font-size: x-small;">olumsuz bir ortamın oluşmaması, </span><strong><em><span style="font-size: x-small;">oluşturula</span></em></strong><strong><em>MA</em></strong><strong><em>MA</em></strong><strong><em><span style="font-size: x-small;">sı,</span></em></strong><span style="font-size: x-small;"> yukarıdan beri açıklamaya çalıştığımız şiirsel ortamın ayrımında olmayı ve onun getireceği sevgi, anlayış, kavrayış, merhamet ve huzur isteği ile çırpınmaya bağlıdır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Yoksa yozluklarla, yüzeyselliklerle iç içe ve kucak kucağa olmak kaderdir, yazıdır.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">Şiir, sözle yapılan bir çalışmadır. Şiiri kurarken ozan, sözcüğün ilk ve özgün anlamına geri döner. Düzyazıdaki gibi, sözcüğün özgün ya da yansımış anlamlarından salt birini almaz ve onu öyle kullanmaz. </span><span style="font-size: x-small;"> </span><span style="font-size: x-small;">Sözcüğü şiirine tüm anlam boyutları yayar, yatırır; artık o sözcük, </span><span style="font-size: x-small;"> </span><span style="font-size: x-small;">olgunlaşmış bir meyve</span></span><a title="" href="file:///E:/Documents/Baba_Docs/Baba_Site_Guncelleme/siir%20icin%20cikarsamalar-VII.docx#_ftn2">[2]</a><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> olmuştur sanki. Sözcük, şiir cümlesi içinde hem uzam, hem derinlik olarak şiire boyut kazandırmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Düzyazı ile şiir arasında, sözcüklerin kullanımları ve içinde bulundukları metinlere katkıları bakımından bu ayrım, çok önemli görünmektedir. </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">Düz anlamın yeğlendiği düzyazıda boyut yoktur. Orada </span><strong><em><span style="font-size: x-small;">doğruluk, gerçeklik ve onun en açık biçimde anlatımı söz konusudur</span></em></strong><span style="font-size: x-small;">. Oysa şiir okuyucusu, her okuyuşta şiirden yeni ufuklar kazanacağından, hem şiirin işlevi, hem de ozanın gücünü ortaya koyabilmesi bakımından böyle bir niteme gereksinim vardır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Ozan, algıladığı ham maddeyi, şiirinde neyin simgesi olarak kullanmak istediğine karar vermek durumundadır. Kararını verdiği andan başlayarak o ham madde alımlanmış yani ozanın malı olmuştur. Artık o, ham madde değildir; ozanın bilincinde evrilip çevrilerek neyi söylemek ve belki de anlatmak için o ham maddeyi kullanacağını düşünürken, o maddenin hangi sözcükle/sözcüklerle ortaya konulması gerektiğine de karar vermektedir. Şimdi, karşımızda ham maddenin kullanılacağı yere ve duruma göre alacağı biçimi gösteren bir söz/sözcük/ sözcük kümesi vardır. Ozan o sözü, algıladığı ham maddeyi anlatmak/göstermek/anımsatmak için okuyucunun önüne söz/sözcük/sözcük kümeleri koymuştur. Onları seslendirdiğinde en altta, tabanda yer alan algılamdaki ham madde, artık bu sözcüklere dönüşmüştür. Bu sözcüklerle yaşamaya başlamıştır. O ham madde değişip dönüşerek bu sözcüklerle yeni bir yaşama kavuşmuştur. ,</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Bu işlemler sırasında ozan karşımıza, bir yaratıcı olarak çıkar. Ozan, yeni bir yaşam, yeni bir dünya getirmiştir. Getirdiği o dünya, kendine ilişkin bir dünyadır ve tektir, benzersizdir (öyle olmalıdır), bir tanedir.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">Şiirin </span><strong><em><span style="font-size: x-small;">değiştirme ve dönüştürme işlevi </span></em></strong><span style="font-size: x-small;">böyle işliyor. Bu işleyişi kolaylaştıran öğeler vardır. Diyalektik, bunların başında yer alıyor. Diyalektiğin ilkeleri ve özellikle </span><strong><em><span style="font-size: x-small;">olumsuzlama ve olumsuzlamanın olumsuzlanması ilkesi</span></em></strong><span style="font-size: x-small;"> çevresinde şiirin kurulumu</span><span style="font-size: x-small;">  </span><span style="font-size: x-small;">bir tür “inşa” halidir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">Ayrıca, sözün/sözcüğün/söz kümelerinin kullanılmasında, ozanın amaçladığı değişim-dönüşüm tasarımının önemli rolü vardır. Kullanılan sözel araçların söyleşime getireceği derinlik ve uzamsallık,</span><span style="font-size: x-small;">  </span><span style="font-size: x-small;">her zaman dikkat noktasındadır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Bu konuda O.Paz’a kulak verelim:</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><strong><em><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">“…madde şiirsel eylem sayesinde gerçek doğasına geri döner; madde, sanki özgürlüğüne kavuşmuştur. Sözcükler, sesler, renkler ve diğer maddeler şiirsel döngünün içine girer girmez bir dönüşüm başlar. Sözcükler bir başka şeye dönüşürler. Bu değişim ve dönüşüm, </span></em></strong><strong><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">’bir başka şey’in ‘aynı şey’</span><em><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> olması demektir.”</span><a title="" href="file:///E:/Documents/Baba_Docs/Baba_Site_Guncelleme/siir%20icin%20cikarsamalar-VII.docx#_ftn3"><strong>[3]</strong></a></em></strong></p>
<p><strong><em><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></em></strong></p>
<p><strong><em><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">“….insanları oluşturan şiirdir. Ozan, dilin ardından giderek onu bulur ve bu berrak kaynaklardan içerek giderir susuzluğunu. Toplum şiirde, varoluşun temeli ile onun ilk sözcüğü ile karşı karşıyadır. “</span><a title="" href="file:///E:/Documents/Baba_Docs/Baba_Site_Guncelleme/siir%20icin%20cikarsamalar-VII.docx#_ftn4"><strong>[4]</strong></a></em></strong></p>
<p><strong><em><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></em></strong></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">Umberto Eco, bu konuyu,</span><span style="font-size: x-small;">  </span><span style="font-size: x-small;">biraz daha aydınlatıyor;</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><strong><em><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">“Bir metnin gerçek anlamı yoktur. Tindall, bir sanat yapıtının bir aygıt olduğunu¸ yaratıcı da içinde olmak üzere, herkesin onu gönlünün istediği biçimde kullanabileceğini savunacak kadar ileri gidiyor.”</span><a title="" href="file:///E:/Documents/Baba_Docs/Baba_Site_Guncelleme/siir%20icin%20cikarsamalar-VII.docx#_ftn5"><strong>[5]</strong></a></em></strong></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Kişinin, yaşamın her uğrağında değer- kuramsal bir konum belirlemesi ya da kendisini değerler bakımından konumlandırması gerekir. </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Yaşamak budur. </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">Söz konusu olan </span><strong><em><span style="font-size: x-small;">‘konumlandırma’ kişiyi estetik açıdan, bedenleşmiş uzam açısından ve bedenselleşmiş zaman açısından aktif hale getirmesi anlamına geliyor.</span></em></strong></span><a title="" href="file:///E:/Documents/Baba_Docs/Baba_Site_Guncelleme/siir%20icin%20cikarsamalar-VII.docx#_ftn6"><span style="font-size: x-small;">§</span></a><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">  </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">“Bedenlleşme”, kavramını eşelediğimizde karşımıza değişim-dönüşüm işlevi çıkıyor. “Bedenleşen” bir uzam ile “bedenleşen” zaman, </span><strong><span style="font-size: x-small;">“ben” i</span></strong><span style="font-size: x-small;">le değil </span><strong><span style="font-size: x-small;">“biz” i</span></strong><span style="font-size: x-small;">le ilişkilidir.</span><span style="font-size: x-small;">  </span><span style="font-size: x-small;">Bu ilişkinin parlatılması “evrenseliğe” giden yolun açılması demektir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Bu durumda değişim ve dönüşümün “bedenleşmesi” tekilliği, benzersizliği getirirken, estetikle bütünleşince yeni bir dünya, yeni bir insan ve yeni bir yapı “inşa edilmiş” olmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Şiir bunu sağlıyor, gerçekleştiriyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Baudelaire’in şu dizelerine bakalım:</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><strong><em><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Habil ırk, ye, iç ve uyu,</span></em></strong></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><strong><em><span style="font-size: x-small;">Gülümsüyor sana tanrının </span></em></strong><span style="font-size: x-small;">hoşnutluğu.</span></span></p>
<p><strong><em><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></em></strong></p>
<p><strong><em><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Kabil ırkı, sürün çirkefte</span></em></strong></p>
<p><strong><em><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Ve öl sefalet içinde</span><a title="" href="file:///E:/Documents/Baba_Docs/Baba_Site_Guncelleme/siir%20icin%20cikarsamalar-VII.docx#_ftn7"><strong>[6]</strong></a></em></strong></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Habil ve Kabil öyküsünü</span><a title="" href="file:///E:/Documents/Baba_Docs/Baba_Site_Guncelleme/siir%20icin%20cikarsamalar-VII.docx#_ftn8"><strong><span style="font-size: x-small;">*</span></strong></a><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"> Baudelaire, </span><strong><em><span style="font-size: x-small;">/tanrının hoşnutluğu/ </span></em></strong><span style="font-size: x-small;">ve </span><strong><em><span style="font-size: x-small;">/çirkefte sürünmek/,</span><span style="font-size: x-small;">  </span><span style="font-size: x-small;">sefil (olarak) ölmek/</span></em></strong><span style="font-size: x-small;"> sözcük kümeleri ile simgeliyor. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">Habil ile Kabil birbirlerini öldürüyorlar. Onların öyküsü, </span><strong><em><span style="font-size: x-small;">Tanrının hoşnutluğu ve çirkefte sürünmek, sefalet içinde ölmek </span></em></strong><span style="font-size: x-small;">biçiminde ortaya konan yeni bir yaşam oluyor. Bu yaşam yeni bir dünya kuruyor ve o dünya Baudelaire’e göre, </span><strong><em><span style="font-size: x-small;">yiyen, içen, uyuyanlarla, sefalet içinde olanların yaşadığı </span></em></strong><span style="font-size: x-small;">bir dünyadır. Bu dünyada birileri </span><strong><em><span style="font-size: x-small;">Tanrıyı hoşnut ederek mutlu olurken, diğerleri sefalet çukurlarında debelenmektedirler.</span></em></strong><span style="font-size: x-small;"> Artık</span><strong><em><span style="font-size: x-small;">,</span></em></strong><span style="font-size: x-small;"> emperyalist sömürünün ağır mı ağır pis kokusu sarmıştır ortalığı…</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Şiir bu dönüşümü, başarılı bir biçimde gerçekleştirmiştir.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">H.Marcuse, </span><strong><em><span style="font-size: x-small;">şiirin değişim ve dönüşüm işlevine</span></em></strong><span style="font-size: x-small;"> şu açıklamalarıyla nokta koyuyor:</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">“Şiiri severiz, ama anlamayı da isteriz. Bunu ancak, senin simgelerini, eğretilemelerini, imgelerini, dilin sıradan terimleriyle yorumlayabiliyorsak yapabiliriz. Şairin söyledikleri sıradan dilin terimleriyle söylenebilecek olsaydı, belki de herkesten önce bunu kendisi yapacaktı. Şunu diyecektir: Şiirimin anlaşılması tam olarak sizin şiirimi çevirip içine oturtmayı düşündüğünüz o söylem ve davranış evreninin çöküşünü ve geçersiz kalışını ön gerektiriyor. Benim dilim başka</span><span style="font-size: x-small;">  </span><span style="font-size: x-small;">herhangi bir dil gibi</span><span style="font-size: x-small;">  </span><span style="font-size: x-small;">öğrenilebilir (gerçekte bu, sizin de öz dilinizdir.). O zaman görülecektir ki simgelerim, eğretilemelerim vb., simgeler eğretilemeler vb. değildirler. Ama tam anlamıyla söylediklerini demek istemektedirler.”</span></span><a title="" href="file:///E:/Documents/Baba_Docs/Baba_Site_Guncelleme/siir%20icin%20cikarsamalar-VII.docx#_ftn9">[7]</a></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Olayların şiirsel yanlarının da ayrımında olanlar şiirsellik ortamının ayrımında olanlardır ki onlar ozanlardır.</span></p>
<p><strong><span style="font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: Arial;">                                                              *</span></strong></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Şiirin satmaması, öyle göründüğü gibi bir metaın beğenilmemesi ve satılmaması gibi bir durum değildir, olmamalıdır. </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">İnsan, çevresindeki her şeyin, her durumun ve her olayın şiirsel yanını da görmek ve düşünmek zorundadır. Bu zorunluluğu duymamak, sevgi, saygı, merhamet, değer bilmek; sempati duymak ve empati yapmak gibi, insanı tanımlayan nitemlerden yoksun olmayı getirmektedir ki bu durum insanı yüzeyselliğin ve yozluğun ürküten karanlığına ve çıplaklığına mahkum etmek; hem yaygınlaşmasını hem de derinleştirerek, insanı ve onun bilincini görselliğin saniyelerle sınırlanan etkinliğine** tutsak etmek demektir.</span><span style="font-size: x-small;">            </span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Bu tutsaklık kabul edilemez; şiddetle reddedilir ancak!</span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">_______________________</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">** </span><em><span style="font-size: x-small;">“Bana anlatıldığına göre, 1960’larda ortalama bir kamera hareketi- bir görüş alanı değişikliği, bir zoom, bir pan- 30”lik normal bir reklam filminde, her (7.5)”de bir kereden daha yüksek bir hızla yapılmazmış; bunun nedeni de insan algılamasının baş edebileceği optimum hız olarak görülmesi…</span></em></span></p>
<p><em><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Oysa şimdi bu hız, (3,5)”de bire yükselmiş. Ben, bir takım reklam filmlerinde zaman tuttum, bu değişikliğin (2)”de bir yapıldığını bile gördüm. Bu (30)”de (15) değişiklik demektir.”</span></em></p>
<p><strong><em><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> </span></em></strong></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><strong><em>(Defter Dergisi, 17.sayı, s.11’dek,i Fredrik Jameson’la Anders Stephanson arasında yapılan görüşmeye ilişkin yazıdan  alıntı.</em></strong><strong><em><span style="font-size: x-small;">)</span></em></strong></span></p>
<p><em><span style="font-family: Arial;">(Muhsin Şener, <strong>Picasso’nun Güvercini</strong>,  Prospero y., Ank. 1994, s.39-40)</span></em></p>
<p><em><span style="font-family: Arial;"> </span></em></p>
<div><br clear="all" /></p>
<hr align="left" size="1" width="33%" />
<div>
<p><a title="" href="file:///E:/Documents/Baba_Docs/Baba_Site_Guncelleme/siir%20icin%20cikarsamalar-VII.docx#_ftnref1">[1]</a><span style="font-family: Arial;">  Oktavio Paz, <strong><em>Şiir Nedir? Yay ve Lir</em></strong>, Era y.,1995, s. 11</span></p>
</div>
<div>
<p><a title="" href="file:///E:/Documents/Baba_Docs/Baba_Site_Guncelleme/siir%20icin%20cikarsamalar-VII.docx#_ftnref2">[2]</a><span style="font-family: Arial;"> Agy.,s.20 bkz.</span></p>
</div>
<div>
<p><a title="" href="file:///E:/Documents/Baba_Docs/Baba_Site_Guncelleme/siir%20icin%20cikarsamalar-VII.docx#_ftnref3">[3]</a><span style="font-family: Arial;">Agy., s. 21 </span></p>
</div>
<div>
<p><a title="" href="file:///E:/Documents/Baba_Docs/Baba_Site_Guncelleme/siir%20icin%20cikarsamalar-VII.docx#_ftnref4">[4]</a><span style="font-family: Arial;"> Agy., s.40-41</span></p>
</div>
<div>
<p><a title="" href="file:///E:/Documents/Baba_Docs/Baba_Site_Guncelleme/siir%20icin%20cikarsamalar-VII.docx#_ftnref5">[5]</a><span style="font-family: Arial;"> Umberto Eco, <strong><em>Açık Yapıt</em></strong>, Kabalcı y., s.19</span></p>
</div>
<div>
<ul>
<li><a title="" href="file:///E:/Documents/Baba_Docs/Baba_Site_Guncelleme/siir%20icin%20cikarsamalar-VII.docx#_ftnref6">§</a><span style="font-family: Arial;"> M.Bahtin<strong><em>, Sanat ve Sorumluluk</em></strong>, Ayrıntı y., İst.2005, s.237’ye bkz.</span></li>
</ul>
</div>
<div>
<p><a title="" href="file:///E:/Documents/Baba_Docs/Baba_Site_Guncelleme/siir%20icin%20cikarsamalar-VII.docx#_ftnref7">[6]</a><span style="font-family: Arial;"> Walter Benyamin, <strong><em>Pasajlar</em></strong>, YKY., s.101</span></p>
</div>
<div>
<p align="left"><em><span style="font-family: Arial;"> </span></em></p>
<p align="left"><em>*</em><em><span style="font-family: Arial;"> Çiftçi olan Kabil, Allah&#8217;a buğday ve meyve adar. Çoban olan kardeşi Habil ise bir koyun kurban eder. Allah Kabil&#8217;in adağını reddeder. Habil&#8217;inkini kabul eder.</span></em></p>
<p align="left"><em><span style="font-family: Arial;">Kabil buna çok kızar ve kıskançlık içinde Habil&#8217;i öldürür.</span></em></p>
<p align="left"><span style="font-family: Times New Roman;"><em> Allah Kabil&#8217;e kardeşinin nerede olduğunu sorunca &#8220;Ben kardeşimin bekçisi miyim?&#8221; diye cevap verir. Habil&#8217;in kanı yerden bağırır. Bunu duyan Allah, Kabil&#8217;i lanetler ve durmadan yeryüzünü dolaşmaya mahkûm eder. Kabil, tanrıya yalvarır ve diğer insanların kendini öldüreceklerini söyler. Bunun üzerine Allah, Kabil&#8217;e diğer insanların onu öldürmesine engel olacak bir iz yapar ve şöyle buyurur:<br />
&#8220;Her kim Kabil&#8217;i öldürürse, intikam yedi kat fazlasıyla onun üzerine olsun&#8221;<br />
Bunun üzerine Kabil </em>dünyayı<em> dolaşmak üzere yola çıkar. </em></span></p>
<p align="left"><em><span style="font-family: Arial;">Çocukları olur ve bir şehir kurarak oğlu Hakok&#8217;un adını verir.</span></em></p>
<p align="left"><em><span style="font-family: Arial;"> Bazı kaynaklara göre bahsi geçen bu şehir Urfa&#8217;dır.</p>
<p></span></em></p>
</div>
<div>
<p><a title="" href="file:///E:/Documents/Baba_Docs/Baba_Site_Guncelleme/siir%20icin%20cikarsamalar-VII.docx#_ftnref9">[7]</a><span style="font-family: Arial;"> Herbert Marcuse<strong><em>, Tek Boyutlu İnsan</em></strong>, İdea y., s. 170</span></p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muhsinsener.name.tr/451/siire-iliskin-cikarsamalar-vii-%e2%80%9csiir-satmiyor-ki-nin-ustune-ustune-gitmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
