<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Muhsin Şener &#187; Genel</title>
	<atom:link href="http://www.muhsinsener.name.tr/category/genel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.muhsinsener.name.tr</link>
	<description>Şiir Yazılarına Hoşgeldiniz</description>
	<lastBuildDate>Sat, 22 Nov 2014 19:51:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Eğitim-Yaşam ve Toplum</title>
		<link>http://www.muhsinsener.name.tr/468/egitim-yasam-ve-toplum/</link>
		<comments>http://www.muhsinsener.name.tr/468/egitim-yasam-ve-toplum/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Nov 2014 19:27:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhsinsener.name.tr/?p=468</guid>
		<description><![CDATA[Eğitilmiş insan denildiği zaman, aslında kastedilen insanın bilişsel yönden yetiştirilmesidir. Yine aydın insan, düşünen insan denildiğinde de aynı şeyden söz ediliyordur. Aydın ve düşünen insan her yönden tam bir gelişmişliği gösterir. Buna göre eğitim kavramı bireyde bedensel, ruhsal ve bilişsel yönlerden yetişmişliği gerçekleştirme çabalarını içerir.   “Eğitim” kavramı 1940’lardan beri, maarif, tedrisat, talim ve terbiye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: small;">Eğitilmiş insan denildiği zaman, aslında kastedilen insanın bilişsel yönden yetiştirilmesidir. Yine aydın insan, düşünen insan denildiğinde de aynı şeyden söz ediliyordur. Aydın ve düşünen insan her yönden tam bir gelişmişliği gösterir. Buna göre eğitim kavramı bireyde bedensel, ruhsal ve bilişsel yönlerden yetişmişliği gerçekleştirme çabalarını içerir.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">“Eğitim” kavramı 1940’lardan beri</span><strong>, maarif, tedrisat, talim ve terbiye</strong> <span style="font-size: small;">gibi sözcüklere karşılık gelecek şekilde kullanılmıştır. </span></p>
<p><strong>Terbiye</strong><span style="font-size: small;"> kavramıyla </span><strong>bakma, besleme, büyütme, ilim, edep öğretme, talim, yetiştirme, edep öğretme gibi anlamlar; </strong></p>
<p><strong>Maarif ve tedrisat</strong> <span style="font-size: small;">kavramlarıyla </span><strong>öğretim ve bilgilendirme</strong><span style="font-size: small;">; </span></p>
<p><strong>Talim </strong><span style="font-size: small;">kavramıyla da </span><strong>öğrenilenlerin yaşama geçirilmesi;</strong></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">gibi anlamlar verilmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><strong><span style="font-size: small;">Eğitim kavramı köken olarak, Türkçede eğ, eğmek, fiil kökünden </span></strong><span style="font-size: small;">türetilmiştir. </span><strong><span style="font-size: small;">Bükmek, uygulamak, öğretmek, yetiştirmek, geliştirmek, alıştırmak, egemenlik altına almak, yenilgiye uğratmak, ezmek, kırmak, yönlendirmek</span></strong><span style="font-size: small;"> gibi anlamlara gelmektedir. </span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><strong><span style="font-size: small;">Eğitim kavramının kökü olan eğ/eğmek fiilinden bir şeyin, bir nesnenin ya da bir insanın eğilmesi, bükülmesi, kontrol altına alınması ya da istenilen şekle sokulması anlamlarını çıkarabiliriz; yani eğitilen nesne ya da özne ‘eğitilerek’ istenen şekle sokulmaktadır. Demek ki ortada, eğilip- bükülmesi, istenilen biçimi alması istenen birileriyle, bir şeyleri, </span><span style="font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">eğip, büken, biçim vermek isteyen birileri vardır. </span><span style="font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">Burada, kimin ya da nelerin, kim ya da kimler tarafından niçin ve nasıl eğildiğinin/eğitildiğinin, eğitilmek/eğilmek istendiğinin ortaya konması gerekmektedir</span></strong><span style="font-size: small;">. Birileri, eğitim/eğitme hak ve yetkisini, neye ve kime dayanarak almaktadır? Gerçekten bireyi eğip, büken, belli şekillere sokan, onu denetim altına alma edimi bir eğiltilme/eğitim olabilir mi? Veya böyle bir etkinliğe eğitim adı verilebilir mi?</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Bu sorulara cevap ararken, eğitimi</span><strong><span style="font-size: small;"> ‘boyun eğdirme’, ‘belli bir biçim verme’, ‘denetim altına alma’ </span></strong><span style="font-size: small;">olarak gören anlayışın temele aldığı insan yaklaşımını analiz etmeliyiz. Böyle bir anlayışa göre insan, özünde yardım edilmeyi bekleyen, eksik, kendi başına kararlar alıp eyleme geçiremeyen, her zaman kötü eylemlere yatkın bir varlıktır. Dolayısıyla sürekli denetim altında tutulması, iyi olana yönlendirilmesi, yardım edilmesi, yön gösterilmesi, kısacası biçim verilmesi gereken bir hammaddedir. </span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Söz konusu anlayışı yönlendiren başka bir insan anlayışı da: Hobbes’un ileri sürdüğü gibi </span><strong><span style="font-size: small;">insan doğuştan kötü bir doğaya sahiptir, onun bu kötü yönünün törpülenmesi</span></strong><span style="font-size: small;"> gerekmektedir. İnsan, kendisine güvenilemeyecek bir yaratıktır; gözetim altında tutulması, sisteme, düzene uyumlu hale getirilmesi gerekir.</span><span style="font-size: small;">  </span><span style="font-size: small;">Tüm bunları yapılabilmenin yolu da insanın eğilip/bükülüp/eğitilip belli bir düzene sokulmasından geçiyordur.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Bu çerçevede </span><strong><span style="font-size: small;">eğitimi herhangi bir otoriteye boyun eğmek anlamında alırsak, eğitimin, eğitici veya egemen iktidar karşısında eğitilenin saygı gösterip itaat etmesi olarak</span></strong><span style="font-size: small;"> anlaşılması gerekir. Eğitimi bu şekilde anlayan otorite veya egemen iktidarların kendi önceliklerini yasallaştırmak, güvence altına almak ve sürdürebilmek için insanları denetim altında tutmaları gerekir.</span><span style="font-size: small;">  </span><span style="font-size: small;">İnsanları kontrol etmenin yolu egemen iktidarın ona istediği biçimi vererek, eğip bükmesi, emri altına almasından geçer. Kısacası iktidarların eğitim/eğitme bahanesiyle insanları egemenlikleri altına alma çabası eğitim olarak tanımlanmak istenir.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Böyle bir eğitim anlayışı etik açıdan oldukça tartışmalı ve kabul edilmesi zor bir anlayıştır.</span><a title="" href="#_ftn1">[1]</a></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Eğitim kavramı için bu açıklamaları yorum olarak da görsek yine de bir gerçekliği göz ardı edemeyiz: eğitim, bireyi amaçlanan hedeflere götürmeyi, en azından yöneltmeyi amaçlıyordur. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Hiçbir eğitim, amaçsız olamaz. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Eğitim ve Birey</strong></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Bireyi belirlenmiş bir amaca yönlendiren bir eğitimin totaliter olduğunu savlamanın çok saçma olduğunu düşünüyorum. Bilgi öğretme ve eski deyimle talim ettirerek davranışlar kazandırmak demek olan eğitim, belli ki kimi davranışları kazandırmayı ve onun yanında da kimi bilgiler vererek o bilgilerin, kazanılacak</span><span style="font-size: small;">  </span><span style="font-size: small;">davranışlar için</span><span style="font-size: small;">  </span><span style="font-size: small;">bireye yardımcı olması</span><span style="font-size: small;">  </span><span style="font-size: small;">amaçlanmaktadır. Bireye kimi bilgiler vermeden ve kimi davranışlar kazandırmadan onu yaşama ve ilişkiler evrenine nasıl atacaksınız? Bireyin kendi istek ve arzularına uyarak bile olsa yine bir yönlendirme ve amaç güdülecektir. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Şimdi bu durumda, bireyin özgürlüğü mü çiğnenmiş oluyor? </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Özgürlüğün, onu kullanabilme yeteneği ve yeterliliğine ulaşmayı istediğini unutmamalıyız. Özgürlük kullanılmak içindir. Kullanıldığında, önce bireyin kendisine ardından da çevresinde ilişki kuruduğu kişilere yarı olacaktır. Bu yarar onun kullanılmasıyla olasılık kazanıyor. Özgürlük, kullanılamıyorsa varlığı ile yokluğu arasında hiçbir ayrım olmayacaktır. Özgürlüğü kullanabilmek için onun neliğini ve nasıllığını iyi bilmek gerekiyor. Bu, sözü edilen </span><strong><span style="font-size: small;">nelik ve nasıllık</span></strong><span style="font-size: small;"> kavramlarının</span><span style="font-size: small;">  </span><span style="font-size: small;">bilgilenmeye ve davranışlar kazanmayı kapsadığını gösteriyor. Bilgi ve davranışları</span><span style="font-size: small;">  </span><span style="font-size: small;">vermek gerekiyor. Verecek olanlar eğitmen olanlardır, öğretmen olanlardır. Onlar da bilgileri ve davaranışları eğitim otoritesinin saptadığı esaslar ve ölçüler içinde </span><span style="font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">vermektedirler. Bu ölçülere </span><strong><span style="font-size: small;">Müfredat Programları (Eğitim İzlenceleri) </span></strong><span style="font-size: small;">denilmektedir. Bu izlenceler her ülkenin sosyal, tarihsel, ekonomik özellikleriyle, evrensel bilgi ve bilimsel esas ve ölçüler içinde düşünülerek planlanır ve saptanır.</span><span style="font-size: small;">  </span><span style="font-size: small;">Uzman kurulların incelemelerinden ve eğitim otoritelerinin onaylarından sonra uygulamaya konur. Eğitmenler ve öğretmenler bu programlarda belirlenen davranış ve bilgileri öğrencilere vermeye çaba harcarlar. Bu çalışmaya eğitim-öğretim adı verilmektedir. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Dünyanın her yanında bu</span><span style="font-size: small;">  </span><span style="font-size: small;">çalışma vardır..</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">İzlencelerin zamana ve uzama ilişkin boyutları olabilir. İçinde bulunulan zaman diliminin doğru değerlendirilmesi sonucunda yerel ve evrensel koşulları içeren</span><span style="font-size: small;">  </span><span style="font-size: small;">konuların saptanması esastır. Bunların kişisel gereksinimlere yanıt vermesi de istenir.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Tüm bu saptayımları içinde taşıyan izlenceler artık ulusal ve evrensel insan yetiştirmeyi gösteren </span><strong><span style="font-size: small;">eğitim anayasası</span></strong><span style="font-size: small;"> diyebileceğimiz bir doküman olur ve onu uygulamak yasal bir zorunluluktur.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Dünya düzeyindeki eğitim uygulamalarının açıklanan bu yapısının, eğitim denen çabalarla kimse kimseyi “eyip bükemez! Öyle şey olmaz!” anlamına gelecek savlar ileri sürmenin bir anlamı olmadığı ortaya çıkıyor. Bireyin, bir başka bireyle ve ardından da katılacağı toplumla kuracağı ve kurmak zorunda olduğu ilişkilere “saldım çayıra, mevlam kayıra!” anlayışı ile bakmanın ve uygulamanın çok çok büyük sorumlulukları vardır, olmalıdır!</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Ancak, bireyin eğilip bükülmesi olarak da anlatılabilecek olan </span><strong><span style="font-size: small;">bu çabaların siyasi, etnik, inanç ilişkilerinin, </span></strong><strong>yansız ve tarafsız</strong><strong><span style="font-size: small;"> bir biçimde kurulması gereği hiç gözden uzak tutulmamalıdır.</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: small;">Çünkü </span></strong><strong>eğitim,</strong><strong><span style="font-size: small;"> uzun vadeli bir yatırım olduğundan, </span></strong><strong>siyasal, etnik ya da inançsal yanlılıkla yapıldığında,</strong><strong><span style="font-size: small;"> örneğin yirmi yıl sonra, insanların birbirlerine düşman olmuş ya da kendileri gibi düşünmeyenleri ezmeye azmetmiş insanlar yetiştirdiğine tanık olunacaktır. </span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: small;">Dünyada bunun çok örneği vardır!</span></strong></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Eğitimin bireye kazandıracağı kendine güven duygusu yerine, </span><strong><span style="font-size: small;">yanlı olmaya, etnik, inançsal ya da siyasallığa yaslanan ve yasallığını da oradan alan bir eğitimle</span></strong><span style="font-size: small;"> karşılaşılacaktır. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Bu, bireyin yetişmesi demek değildir.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Yanlı ve taraflı adam yetiştirmek demektir ki bu çabanın doğru olan hiçbir yanı yoktur, olamaz!</span></p>
<p><span style="font-size: small;">İnternet sitemizde yer alan bir makalede</span><a title="" href="#_ftn2">[2]</a><span style="font-size: small;"> konu, siyasal, etnik ve inançsal yanlı eğitimin nelere mal olacağı ve hatta halen ülkemizde nelere mal olduğu, tüm ayrıntılarıyla işlenmişti. Burada o ayrıntıları yinelemek istemiyoruz.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Eğitim ve yaşam</strong></p>
<p><span style="font-size: small;">Yaşamın önce istenen ve arzulanan bir şey olması gerekiyor. “İnsan yaşamı istemeden yaşayabilir mi?” Sorusu kenara atılmamalıdır. İstemeden, sevmeden yaşayanlar için; “bir buhran içine girdi ve intihar etti!”; ya da “yaşamın</span><span style="font-size: small;">  </span><span style="font-size: small;">dolambaçlarına dayanamadı ve</span><span style="font-size: small;">  </span><span style="font-size: small;">intihar etti!”; “Bu davranışı onun direncini gösteriyor!” benzeri açıklamalar duyarız.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Kimi yok olmaların ardından:</span></p>
<p><span style="font-size: small;">”Onlara bakmayınız! Onlar, yokluklar karşısında, </span><span style="font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">o yoksunlukları benimsemediklerini, kendi uslarına daha uygun buldukları bir ambalaja sarmaları gibi bir şeydir.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Yaşam sevinci, hem var olmanın hem de üretmenin ana kaynağıdır. Var olmadan ve yaşam sevinci duymadan üretmek olasılığı yoktur. Hele tüketim, tümden yaşama sevincine yaslanmaktadır. Yaşama sevinci ile dopdolu olan bir insanın ancak dünyayı değiştirme ve dönüştürmesi olasılığı vardır. Kişi, bu sevinçle yeni bir dünya oluşturmaya çaba harcıyordur. O çaba, üretirken ve tüketirken hep yeni bir dünya kurmak ve eskimiş ve köhnemiş olanları değiştirmek ve dönüştürmek görevini sırtına almıştır.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">İnsan ürettikçe ve tükettikçe hep yeni ve güçlü olana doğru yönünü çeviriyor. Güçlü olmak denilen şey, ancak dünyayı ve şeyleri değiştirme ve dönüştürme gücü taşıyanlarındır.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">O nedenledir ki üretim, tüketim ve değiştirip dönüştürme, yaşamın sürdürülebilmesi için esastır. Bu esası sözle anlatmamış olsanız bile, yaşam sevincinin size yükleyeceği görevin altından ancak böyle kalkılabilir; kalkılabiliyor…</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Bu ayrıntıyı hiç kaçırmamalıyız.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Yaşamın kendine özgü bir bilgisi vardır. O bilgi zaman ve uzama göre değişiyor. Şu zaman diliminde yaşayabilmenin olanaklılığı, ancak o zaman dilimindeki düşüncelere, duygulara, anlayışlara ve değerlere göre oluşuyor. Sonra gelen zaman diliminde, o yaşam bilgilerinin kullanımından vazgeçebiliyor. Çünkü zaman, değişimi getiriyor. O değişimin altındaki taban,</span><span style="font-size: small;">  </span><span style="font-size: small;">geleneksellikle de ilişkili kurmakla birlikte, </span><strong><span style="font-size: small;">zamanın ruhuna </span></strong><span style="font-size: small;">karşı olan geleneksellikleri öteye itiyor, içine almıyor. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Yaşam bilgisinin zamanın ruhu ile çok yakın bir ilişkisi vardır.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Öte yanda uzam, yaşam bilgisinin çerçevesini sınıflandıran öğelerden biridir. Batı Ortadoğu’da yaşayan insanların yaşam bilgileri, Doğu Ortadoğu’da yaşayan insanların gereksinim duyduğu/duyacağı yaşam bilgilerinden çok ayrıdır.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Her uzamın coğrafi ve iklimsel özellikleri ve üretim biçimleri ile üretim araçlarının çeşitleri ve onların kullanılmasına ilişkin bilgiler, hep uzamın insana yüklediği yaşam bilgileridir. Bu bilgileri özümsememiş olanların vay haline…</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Uzamın sosyolojik yapısının da önemli bir sınırlayıcı rolü oluyor.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Kentte yaşayanlarla köyde yaşayanların gereksinim duyacakları yaşam bilgisinin aynı düzeyde olduğunu ya da aynı şeyler olduğunu, olacağını ileri sürmek olası değildir. </span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Köyün, </span><strong><span style="font-size: small;">toprak ekonomisine</span></strong><span style="font-size: small;"> yaslanan bir yaşam bilgisi ve bilgi havuzu vardır. O havuzdaki bilgiler köyde yaşayanların ayrılmazı olmak zorundadır. O bilgileri özümsemeden köyde yaşamak olası değildir.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Kentte ise durum çok daha karışık ve çok daha ayrıntılı bir bilgi havuzuna gereksinim duyulmaktadır. Yolda yürümenin kurallarından başlayan ve giderek, zaman, ulaşım olanaklarına, ulaşım araçlarının bilgilerine, iş yerindeki çalışma biçimine, usta, işçi, patron, memur ve amir ilişkileriyle, giyim ve kuşam biçimlerine değin bir yığın bilgiye gereksinim vardır. Bunları öğrenmeden ve benimsemeden kentte yaşamanın olanağı yoktur.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Kentin yaşamında, değişim ve dönüşümün çok daha hızlı ve kapsamlı bir biçimde </span></p>
<p><span style="font-size: small;">geliştiğinin altını çizmeliyiz. Kent insanı bu tempoya uymak zorunluğundadır. Yoksa kenti terk etmek gerekir. Çünkü kent affetmez, affetmiyor. Direnmenin olanağı yoktur. Kimi zaman, kimi insanlar </span><span style="font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">“dayan ey İstanbul, ben geliyorum!” gibi çıkışlar yaparlar. Bu çıkışlar onların salt yiğitçe direnmelerinin ya da dirençlerinin bir göstergesi olabilir. Ne ki kent o direnmenin karşısına orduları ile çıkar ve o başarır. O nedenledir ki birey, kendini kentin olanaklarına ve sorunlarına uygun bir biçimde yetiştirmek, hazırlamak durumundadır. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Kentin değişim ve dönüşümü içinde bocalamayacak bir bireyin oluşması gerekiyor. “İstanbul’un taşı toprağı altın!” diyerek kendini o ortama atıverenlerin çektikleri dillerdedir. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Kent, onu bilenlerin ve onu tanımak için çaba harcayanların hizmetine kendini adıyor. Yoksa direniyor. O direnci atlamak da çok zor olabiliyor.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Kentte yaşatanlar için bilinçli olmak kadar ön açıcı bir durum olamaz. Kent yaşamı,</span><span style="font-size: small;">  </span><span style="font-size: small;">bilinç üzerine kurulduğu için, o bilinci taşıyanların ya da oluşturanların ileriye ulaşma olanağı vardır. İleride yer almak, ileri geçebilmek, o denli kolay bir şey değildir. Benzerlerinizi aşmanız gerekir. Bu olanağı size,</span><span style="font-size: small;">  </span><span style="font-size: small;">eğer bilinçli iseniz kent, cömertçe sunar. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Bilerek yaşamanın kentte, çok olanağa kavuşmayı getirdiğini, söylemeliyim. O nedenledir ki kentli birey bilinçli olmalıdır. Eğitim onu bu kent ortamına kolayca alışmasının ve oranın sağlayacağı olanakları elde etmesi için ilk koşuldur. Birey kente, tepeden düştüğünü varsayarak yaşamını sürdüremez. Ezilmesi, un ufak olması işten değildir. İnsan, tırnaklarıyla, kenttin insanı olmak zorundadır. Emek harcamak, bilgili olmak ve kentteki hızlı değişim ve dönüşüme kendini uydurmak olmazsa olmaz bir koşuldur kent insanı için.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Bir ara TV ‘de sık sık gösterilen bir reklam vardı. Bir Karadeniz’li, kırın düzüne bir ev yapmaya çalışıyor. O sırada yanına bir kadın sokulup soruyor:</span></p>
<p><strong><span style="font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: Arial;">“Temelum ne yabaysun?”</span></strong></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Temel hemen:</span></p>
<p><strong><span style="font-family: Arial;"> “Ev yapayrum, biturunce bulut inşaata vereceğum.  </span></strong></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><strong>Kentleşiyruk da!”</strong> diye yanıtlıyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Bu görüntü gerçekten de  ilginç!. </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Türkiye, son on yıl içinde çok hızlı biçimde yurdun her yanında ot gibi biten apartmanlarla donatılıyor ve bu görünüme ”kentleşme” adı veriliyor. Sektörün ardında çok yüksek gelirler var. Ve bu gelirler işsizlerin de bir yandan iş kapısını oluşturuyor…</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Ne kadar oluşturuyor? </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Nasıl oluşturuyor o, konumuz dışında şimdilik.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Bina yapmakla kentleşildiğini ilk kez duyuyoruz! Dünyanın hiçbir yanında bina sayısını çoğaltarak <strong>kentleşilmiyor / kentleşilemiyor</strong>… </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><strong>Kentlilik, bir anlayış ve bir kavrayıştır, bir yaşayış biçimidir aslında</strong>. Neyi anlayacak ve kavrayacak da kentleşecek insan? </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Önce kentin, <strong>köy olmadığını</strong>, oranın bir kültür düzeyi, bir asgari bilgiyi gerektirdiğini bilmelidir insan. Bu bilgi, kente özgü bilgi, kentin isteklerini karşılayacak bilgi olmalıdır. Bu bilgi, bir yandan da insanın o kentte rahatça yaşamasına/yaşayabilmesine de yardımcı olacaktır/ olmalıdır. Oturulan apartmanda, altta ve üste olanlarla duvarınızın bitişiğinde oturanları, çocuklarınıza ya da olur ya, eşinize kızdığınızda çıkardığınız seslerle rahatsız etmemelisiniz. Ben evimde istediğim gibi davranırım diyemezsiniz. </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Kentli olmak bunu gerektirir.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Bu tutumunuzun altında insana karşı duyulan sevgi ve saygı vardır. Bu ise bir uygarlık düzeyini deyimler. O düzeye gelmeyi gerektirir.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Öte yandan,  kapınızın açılıp kapanması, çöplerinizi apartmanın kapıcısına teslim etme biçiminiz, mutfakta pişen yemeğin kokusunun apartman içine yayılmaması gibi önemli ayrıntılarda özenle birleşmeniz gerekir.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Belli bir gelir düzeyi sağlamakta zorluklarınız varsa, kentli olmak çok zordur.  Elektrik, su, doğal gaz, temizlik, kalorifer ve asansör giderleri öyle hemen kulak ardı edilecek gibi değildir.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Çocuklarınızın gideceği okullarda giyim-kuşamları, sizin iş yerinizdeki giyim kuşamınız ve özellikle temizliğiniz kentte çok önemle üzerinde durulması gereken ayrıntılardandır.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">                                                 ***</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Türkiye’de son yıllarda daha hızlı olarak, köylerden kentlere göç hala önemli bir konu olarak karşımızdadır. Vatandaş köyde geçimini sağlayamayınca başka hiçbir şeyi göz önüne almadan kente göç edebiliyor. Kentte geçimin kolay olacağını düşünüyor. Kentte yaşamanın getireceği, onun için bir ayrıntı olarak görünen öteki konuların hiç önemi ve değeri olmuyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Hele bir de devletin arazileri üzerinde bir yer kapmak olanağını da ele geçirirse deme gitsin!</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Oraya bir gecekondu yapıp hemen içine giriyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Artık erkekler ve kadınlar ve çocuklar para peşine düşmek zorundadırlar. Bu zorunluluk, insanların başka şeyleri düşünmelerini önlüyor. </span></p>
<p><strong><span style="font-family: Arial;">Kültür, bilgi, aydınlık, uygarlık falan vız geliyor!</span></strong></p>
<p><span style="font-family: Arial;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Siyasa, bu köyden kente olan hızlı ve çok çok göçü, kentlerde birikmiş oy kaynağı olarak görüyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Ne yazık ki böyle görüyor!</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Onların gecekondularının yanı başından geçireceği bir asfaltın, çalışan belediye otobüsünün ve giderek de dolmuş seferlerinin kurulması, bu insanlar için bulunmaz nimet oluyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Ardından siyasa, bu insanların oylarını kolayca alabilmek için onlara yiyecek, giyecek vermekle ve dağıtmakla kalmıyor; kadınlara ve çocuklara her ay para yardımı da yapmaya başlayınca iş değişiyor…</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Artık bu insanlar o siyasanın sanki tutsağı gibi ellerini ve avuçlarını verilenlere açmaktan başka hiçbir şey düşünmüyorlar…</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Düşünemiyorlar…</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Bir başka zaman siyasa, onların yasalara aykırı olarak kaptıkları ve kapattıkları gecekondu arsalarını ellerinden alıp onlara iki oda bir salon gibi <strong>kutucuk evler </strong>vermeye başlıyor…  </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Ve kentleşme denilen şey, bu apartmanların yapılmasıyla ortaya dipdiri çıkıveriyor…</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Artık bu insanlar çalışmadan ve üretmeden olanaklar elde ettikleri için buz gibi kentli vatandaş(!) olup çıkıyorlar. </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Çalışmak ve kendilerini yetiştirmek gibi bir çabaları olmuyor. Çünkü geçinip gidiyorlar. Devlet organları onlara her an ellerini uzatıyor. </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Ve…</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Ve…</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Ve…</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Onların, çalışmaya gereksinimleri de kalmıyor…</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Caddelerde ve sokak başlarında kendilerine kredi kartı vermeye hazır banka yetkililerini de görmelerinden sonra iş tamamen değişiyor. </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">O kartlarla bir ay içinde para vermeden alışveriş yapma olanağına da sahip oluyorlar. Harcadıkları bu paraların kime ait paralar olduğundan haberleri bile olmuyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Zaten, böyle bir gereksinimi de duymuyorlar.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Oysa bu paralar devlet yetkililerinin, gazete köşe yazarların kimilerinin “artık Türkiye’ye dışardan gelen paranın miktarı arttıkça artıyor!” gibi açıklamalar da olunca, kredi kartlarıyla harcamalar yapmanın keyfi ve zevki arttıkça artıyor(!)</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Dönmekte olan dolabın, başkasının sırtından harcama ve başkasının  parasıyla caka satma olduğunu nasıl anlatmalı? </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Akan musluğun suyu kesilecektir. Bunu o kovasını doldurana nasıl anlatacaksınız?</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Dönen dolabın yatırımsız ve üretimsiz bir ekonomi demek olduğunu nasıl anlatacaksınız? </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Anlatacak olduklarınız bunu anlayacaklar mı? Anlamaya yatkın olacaklar mı sanki? </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Okumak ve aydınlanmak onların işi hiç olmadı ve olmayacak da… </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Karınları doyuyor ve güvendeler…</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Daha ne istiyorsunuz onlardan?</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Bir ekonominin böyle yürümeyeceğini insanların bilmesi gerekmiyor mu? Bunu anlatan, açıklayanların sözlerini dinlemeleri gerekmiyor mu? </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Ne ki onlar bunu hiç önemsemiyorlar. Para dışardan geliyor ve dağıtılıyor; bu çark dönmeye devam ederek gelen para artıkça artıyor…</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Çekildiği gün ortada bir şey kalmayacak&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Arial;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Aklımızı ne zaman başımıza alacağız Allah aşkına ?! </span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Eğitim ve Toplum </strong></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Eğitimli bireyin “öteki” ile ilişki kurması görece kolaydır, kolay oluyor. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Eğitimli birey, kurulacak ilişkinin ne olduğunu ve nasıl kurulabileceğini biliyor. Bilinçli olması ilişki kurmasını kolaylaştırır. Sonuçta ilişki, toplumsallığı getiriyor. Toplumun oluşması, bu ilişkiye bağlı görünmektedir. Toplum olmak, kimi çıkarların ortaklığı demektir. Bu ortaklık, bireyleri bencil olmaktan kurtararak bir üst düzeye çıkarıyor ve bireyler arasında ortak bir çıkar ilişkisi oluşuyor. Eğitim, bu ilişkinin kolayca yapılanmasını sağlıyor.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Çıkarın ortaklığı,</span><span style="font-size: small;">  </span><span style="font-size: small;">bireyci davranmanın önünü kesiyor. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Yaptırımı ise, toplumsal olmanın içeriğindedir. Demek oluyor ki, toplumsal olmak kendini değil, “ötekini” de düşünmek demektir. Ulus olmaya giden asfalt yol da oradan geçiyor. Yoksa, örneğin her inanç grubu, her etnisite, salt kendi çıkarı doğrultusunda bir topluluk kurmaya kalkarsa, bu kez, o toplulukların bir aradalığı önemli bir sorun oluyor.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Böyle sorunları çözmek çok zordur. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Ulusal birlik böyle bozuluyor.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">21. yy. bu hastalıkla boğuşuyor. Etnik ve inançsal yapılanmaların direndiği bir yy.dır bu. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Bunu, bir de </span><strong><span style="font-size: small;">özgürlük kılıfına sarıyorlar ki o zaman parçalanma, bölünme, yarılma </span></strong><span style="font-size: small;">hiçbir biçimde önlenemiyor.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Özgürlük denince insanların, </span><span style="font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">çok uzun süreler ve kan dökerek can vererek kazandıkları bir güç akla geliyor. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Özgürlüklere de karşı olunamıyor.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Ulusumuz böyle bir açmazın içindedir. İnsan özgürlüğünün, açıkça ortadan kaldırılması demek olan kadınların giyimlerine ilişkin uygulamalar, özellikle Müslüman toplumlarda çok yoğun olarak yaşanıyor.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Örneğin, kadınların başlarını örtmeleri…</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Kadınların kahkaha atmalarının yanlış olduğu… </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Hamile kadınların o halleriyle sokağa çıkmamaları gerektiği vb.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Şimdi bunlar kadınların yaşam biçimlerini bir sınır altına almaktan başka nedir ki?</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Peki, bu sınırlar içinde yaşamayı benimsemek bir özgürlük olabilir mi? </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Bu, açık seçik, yaşamın bir yanını sınırlamaktan başka nedir ki? </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Ne ki, yaşamın bir bölümüne ilişkin, </span><strong><span style="font-size: small;">inanca yaslanan yasaklardan söz edilerek ortaya çıkan bir yaptırım, </span></strong><strong>türban, başörtüsü, başını örtme yaptırımı </strong><strong><span style="font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">biçiminde </span><span style="font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">kadınların önüne konabiliyor.</span></strong></p>
<p><span style="font-size: small;">Ne yazık ki kimi kadınlar, bu yasağa, kendi istekleriyle uyduklarını söyleyebiliyorlar…</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Etekleri yerleri süpüren kara kara giysiler içinde, başı ve boynu sarılı kadınların, (40) derece sıcaklığın boğuntusunu yaşarken,</span><span style="font-size: small;">  </span><span style="font-size: small;">eşinin şortla, tişörtle, parmak arası terliklerle dolaşmasının yanında, bunaltı içindeki o kadının yaşamını, özgürce götürdüğü söylenebilir mi? </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Söyleyebilir miyiz? </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Peki, bu nedir? </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Bu, doğrudan doğruya erkeklerin karşı cinse uyguladıkları ve zabıtalığını da bizzat kendilerinin gönüllü olarak yaptıkları bir baskıdır ve </span><strong><span style="font-size: small;">bu baskıya kadınlar özgürlüğümüz diye ad takıyorlar.</span></strong></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Adam önde, şortla ve omuzuna atılmış bir havlu ve ayaklarında parmak arası terliklerle saat 11.oo da denize gidiyor.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Arkasında bir kadın&#8230; “Haşema” denilen, plastik bir kumaştan ya da bezden dikilmiş ve saçlarının ucundan, ayak başparmağına değin vücudunu sarmış, mavi renkli bir giysi içinde, iki küçük çocuk, küçük olmalarının avantajı ile mayolarını giymiş, annelerinin elinden tutarak, </span><strong><span style="font-size: small;">önde giden mağrur ve egemen babalarını</span></strong><span style="font-size: small;"> izliyorlar…</span><span style="font-size: small;">  </span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Şimdi bu görünümde erkek mi özgür oluyor, kadın mı ?</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Bu hali, “özgürlüğümdür!” diye açıklayan çok kadın var! </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Oysa bu, yanlış bir tanımlama! </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Bu, bir kısıtlamadır; erkeğin egemenliğinin altında bir zorunluluk yaşamaktır;</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Ve özgürlükle falan hiçbir ilişkisi yoktur ve olamaz/ olmamalıdır!</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Kimi siyasalar, bu durumları, açık seçik bir biçimde kullanarak, savunarak oya dönüştürüyor. Bu davranışı ve anlayışı da “inanç özgürlüğüdür” diye savunuyor.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Nasıl yapılabiliyorlar bunu?</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Bir şeyler söyleniyor, geveleniyor ya…</span></p>
<p><span style="font-size: small;">İyi çıkar sağlanabiliyor(!).</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Bu görünümler, açık olarak söylenmelidir ki insanları, etnik ya da inanç baskısı altında tutarak, eğitimin, değiştiren ve dönüştüren yanından yoksun kalmalarını sağlamaktan başka bir yararı yoktur, olamaz!</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Bu anlayıştan utanç duymaktan başka bir şey yapılabileceğini düşünemiyorum.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Çağdaşlığın önüne ancak, bu tutum ve davranışlarla geçebilirsiniz.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Ne ki bu tutum sizi ancak yıkıma ve yokluğa götürür, başka bir beklentiniz olmamalıdır…</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><strong>Eğitim ancak;</strong></p>
<p><strong>Yaşam için;</strong></p>
<p><strong>Üretim, tüketim için;</strong></p>
<p><strong>Gelişme ve ilerleme için;</strong></p>
<p><strong>Birey ve toplum için;</strong></p>
<p><strong>Toplumsallık için ve doğru, sağlam ilişkiler kurabilmek için;</strong></p>
<p><strong><span style="font-size: small;"> </span></strong></p>
<p><strong>V A Z G E Ç İ L M E Z D İ R.</strong></p>
<p><strong>EĞİTİMİN HEM B İ Ç İ M İ,</strong></p>
<p><strong>HEM DE İ Ç E R İ Ğ İ, </strong></p>
<p><strong>BU AMACA HİZMET EDECEKTİR; </strong></p>
<p><strong>ETMELİDİR!</strong></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<div><br clear="all" /></p>
<hr align="left" size="1" width="33%" />
<div>
<p><a title="" href="#_ftnref1">[1]</a><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"> Bu bölüm için, </span><strong><em><span style="font-size: x-small;">Efdergiyyü.edu.tr Dr. Ahmet Yayla Eğitim Kavramının Etik Açıdan Analizi </span></em></strong><span style="font-size: x-small;">yazısından yararlanılmıştır.</span></span></p>
</div>
<div>
<p><a title="" href="#_ftnref2"><strong><strong>[2]</strong></strong></a><span style="font-family: Arial;"><strong><span style="font-size: x-small;"> muhsinsener.name</span></strong><span style="font-size: x-small;"> sitesindeki </span><strong><em><span style="font-size: x-small;">Eğitim ve İdeoloji </span></em></strong><span style="font-size: x-small;">başlıklı makaleye bkz.</span></span></p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muhsinsener.name.tr/468/egitim-yasam-ve-toplum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kentleşeceğuk, Kentleşiyiruk…</title>
		<link>http://www.muhsinsener.name.tr/464/kentleseceguk-kentlesiyiruk%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.muhsinsener.name.tr/464/kentleseceguk-kentlesiyiruk%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Jun 2014 20:47:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[muhsin]]></category>
		<category><![CDATA[sener]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhsinsener.name.tr/?p=464</guid>
		<description><![CDATA[MUHSİN ŞENER muhsisener@gmail.com &#160; Bir ara TV ‘de sık sık gösterilen bir reklam vardı. Bir Karadeniz’li, kırın düzüne bir ev yapmaya çalışıyor. O sırada yanına bir kadın sokulup soruyor: &#160; “Temelum ne yabaysun?” Temel hemen:  “Ev yapayrum, biturunce bulut inşaata vereceğum.   Kentleşiyruk da!” diye yanıtlıyor.   Bu görüntü gerçekten de  ilginç!. Türkiye, son on [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size: small;">MUHSİN ŞENER</span></strong></p>
<p>muhsisener@gmail.com</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: small;">Bir ara TV ‘de sık sık gösterilen bir reklam vardı. Bir Karadeniz’li, kırın düzüne bir ev yapmaya çalışıyor. O sırada yanına bir kadın sokulup soruyor:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="font-size: small;">“Temelum ne yabaysun?”</span></strong></p>
<p><span style="font-size: small;">Temel hemen:</span></p>
<p><strong><span style="font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">“Ev yapayrum, biturunce bulut inşaata vereceğum. </span><span style="font-size: small;"> </span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: small;">Kentleşiyruk da!”</span></strong><span style="font-size: small;"> diye yanıtlıyor.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Bu görüntü gerçekten de</span><span style="font-size: small;">  </span><span style="font-size: small;">ilginç!. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Türkiye, son on yıl içinde çok hızlı biçimde yurdun her yanında ot gibi biten apartmanlarla donatılıyor ve bu görünüme” kentleşme” adı veriliyor. Sektörün ardında çok yüksek gelirler var. Ve bu gelirler işsizlerin de bir yandan iş kapısını oluşturuyor… Ne kadar oluşturuyor? Nasıl oluşturuyor o, konumuz dışında şimdilik.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Bina yapmakla kentleşildiğini ilk kez duyuyoruzé! Dünyanın hiçbir yanında bina sayısını çoğaltarak </span><strong>kentleşilmiyor / kentleşilemiyor</strong><span style="font-size: small;">… </span></p>
<p><strong><span style="font-size: small;">Kentlilik, bir anlayış ve bir kavrayıştır, bir yaşayış biçimidir aslında</span></strong><span style="font-size: small;">. Neyi anlayacak ve kavrayacak da kentleşecek insan? </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Önce kentin, </span><strong>köy olmadığını</strong><span style="font-size: small;">, oranın bir kültür düzeyi, bir asgari bilgiyi gerektirdiğini bilmelidir insan. Bu bilgi, kente özgü bilgi, kentin isteklerini karşılayacak bilgi olmalıdır. Bu bilgi, bir yandan da insanın o kentte rahatça yaşamasına/yaşayabilmesine de yardımcı olacaktır/ olmalıdır. Oturulan apartmanda,</span><span style="font-size: small;">  </span><span style="font-size: small;">altta ve üste olanlarla duvarınızın bitişiğinde oturanları ne</span><span style="font-size: small;">  </span><span style="font-size: small;">konuşurken ve çocuklarınıza ya da olur ya, eşinize kızdığınızda çıkardığınız seslerle rahatsız etmemelisiniz. Ben evimde istediğim gibi davranırım diyemezsiniz. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Kentli olmak bunu gerektirir.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Bu tutumunuzun altında insana karşı duyulan sevgi ve saygı vardır. Bu ise bir uygarlık düzeyini deyimler. O düzeye gelmeyi gerektirir.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Öte yandan,</span><span style="font-size: small;">  </span><span style="font-size: small;">kapınızın açılıp kapanması, çöplerinizi</span><span style="font-size: small;">  </span><span style="font-size: small;">apartmanın kapıcısına teslim etme biçiminiz, mutfakta pişen yemeğin kokusunun apartman içine yayılmaması gibi önemli ayrıntılarda</span><span style="font-size: small;">  </span><span style="font-size: small;">özenle birleşmeniz gerekir.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Belli bir gelir düzeyi sağlamakta zorluklarınız varsa, kentli olmak çok zordur. </span><span style="font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">Elektrik, su, doğal gaz, temizlik, kalorifer ve asansör giderleri öyle hemen kulak ardı edilecek gibi değildir.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Çocuklarınızın gideceği okullarda giyim-kuşamları, sizin iş yerinizdeki giyim kuşamınız ve özellikle temizliğiniz kentte çok önemle üzerinde durulması gereken ayrıntılardandır.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">                                                </span><span style="font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">***</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Türkiye’de son yıllarda daha hızlı olarak, köylerden kentlere</span><span style="font-size: small;">  </span><span style="font-size: small;">göç hala önemli bir konu olarak karşımızdadır. Vatandaş köyde geçimini sağlayamayınca başka hiçbir şeyi göz önüne almadan kente göç edebiliyor. Kentte geçimin kolay olacağını düşünüyor. Kentte yaşamanın getireceği, onun için bir ayrıntı olarak görünen öteki konuların hiç önemi ve değeri yoktur.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Hele bir de devletin arazileri üzerinde bir yer kapmak olanağını da ele geçirirse deme gitsin!</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Oraya bir gecekondu yapıp hemen içine giriyor.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Artık erkekler ve kadınlar ve çocuklar para peşine düşmek zorundadırlar. Bu zorunluluk, insanların başka şeyleri düşünmelerini önlüyor. </span></p>
<p><strong><span style="font-size: small;">Kültür, bilgi, aydınlık, uygarlık falan vız geliyor!</span></strong></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Siyasa, bu köyden kente olan hızlı ve çok çok göçü, kentlerde birikmiş oy kaynağı olarak görüyor.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Ne yazık ki böyle görüyor!</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Onların gecekondularının yanı başından geçireceği bir asfaltın, çalışan belediye otobüsünün ve giderek de dolmuş seferlerinin kurulması, bu insanlar için bulunmaz nimet oluyor.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Ardından siyasa, bu insanların oylarını kolayca alabilmek için onlara yiyecek, giyecek vermekle ve dağıtmakla kalmıyor; kadınlara ve çocuklara her ay para yardımı da yapmaya başlayınca iş değişiyor…</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Artık bu insanlar o siyasanın sanki tutsağı gibi ellerini ve avuçlarını verilenlere açmaktan başka hiçbir şey düşünmüyorlar…</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Düşünemiyorlar…</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Bir başka zaman siyasa, onların yasalara aykırı olarak kaptıkları ve kapattıkları gecekondu arsalarını ellerinden alıp onlara iki oda bir salon gibi </span><strong>kutucuk evler </strong><span style="font-size: small;">vermeye başlıyor…</span><span style="font-size: small;">  </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Ve kentleşme denilen şey, bu apartmanların yapılmasıyla ortaya dipdiri çıkıveriyor…</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Artık bu insanlar çalışmadan ve üretmeden olanaklar elde ettikleri için buz gibi kentli vatandaş olup çıkıyorlar. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Çalışmak ve kendilerini yetiştirmek gibi bir çabaları olmuyor. Çünkü geçinip gidiyorlar. Devlet organları onlara her an ellerini uzatıyor. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Ve, ve.ve…</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Onların, çalışmaya gereksinimleri de kalmıyor…</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Caddelerde ve sokak başlarında kendilerine kredi kartı vermeye hazır banka yetkililerini de görmelerinden sonra iş tamamen değişiyor. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">O kartlarla bir ay içinde para vermeden alışveriş yapma olanağına da sahip oluyorlar. Harcadıkları bu paraların kime ait paralar olduğundan haberleri bile olmuyor.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Zaten, böyle bir gereksinimi de duymuyorlar.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Oysa bu paralar devlet yetkililerinin, gazete köşe yazarların kimilerinin “artık Türkiye’ye dışardan gelen paranın miktarı arttıkça artıyor!” gibi açıklamalar da olunca, kredi kartlarıyla harcamalar yapmanın keyfi ve zevki arttıkça artıyor(!)</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Dönmekte olan dolabın, başkasının sırtından harcama ve</span><span style="font-size: small;">  </span><span style="font-size: small;">başkasının</span><span style="font-size: small;">  </span><span style="font-size: small;">parasıyla caka satma olduğunu nasıl anlatmalı? </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Akan musluğun suyu kesilecektir. Bunu o kovasını doldurana nasıl anlatacaksınız?</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Dönen dolabın yatırımsız ve üretimsiz bir ekonomi demek olduğunu nasıl anlatacaksınız? </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Anlatacak olduklarınız bunu anlama düzeyinde değiller zaten!</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Okumak ve aydınlanmak onların işi hiç olmadı ve olmayacak da… </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Karınları doyuyor ve güvendeler…</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Daha ne istiyorsunuz onlardan?</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Bir ekonominin böyle yürümeyeceğini insanların bilmesi gerekmiyor mu? Bunu anlatan, açıklayanların sözlerini dinlemeleri gerekmiyor mu? </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Ne ki onlar bunu hiç önemsemiyorlar. Para dışardan geliyor ve dağıtılıyor; bu çark dönmeye devam ederek gelen para artıkça artıyor…</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Çekildiği gün ortada bir şey kalmayacak&#8230;</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Aklımızı ne zaman başımıza alacağız Allah aşkına ?! </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muhsinsener.name.tr/464/kentleseceguk-kentlesiyiruk%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
